17 Haziran 2007 Pazar

Teskilat-i Mahsusa

> TM ya da Osmanli'nin ultra/ustun Turkleri
27.01.2007 Cumartesi 23:46

Saykh al Tuyur / Kuslarin Seyhi?!

Mazi, kalpte bir yaradir!
Hem de cok buyuk bir yara!
Atalarimiz bosuna “Hafiza-i beser nisyan ile maluldur / Insan hafizasinin en buyuk ozelligi unutmasidir” dememisler.
Iste bu anlamda, dunu unutanlar, sanli mazimizi unutturmak isteyenler icin fikir jimnastigi sayilabilecek birkac satir…
Cunku; bir yanda, tum yokluklarina ragmen verilen, dunya tarihine gecmis buyuk bir “vatan mucadelesi” var!
Diger yanda ise tum varlarina ragmen, BOP’cularla, BIP’cilerle isbirligi yapan “Beyaz Yakali” bir guruh!..
Bir yanda Araplar’in, daginik hedeflere yildirim akimlar duzenledigi icin “Kuslarin Seyhi” anlamina gelen “Saykh al Tuyur” yakistirmasini yaptiklari “Kuscubasi Esref” var.
Diger yanda ise “BOP’cular, BIP’ciler ne istiyorsa yapalim, kimse bizden vatan savunmasi beklemesin, AB surecinde tum yetkilerimiz elinden alindi” diye aglasan “Frankofon”lar var.
Bir yanda Milli Mucadele’nin adsiz kahramanlari, Enver Pasa’nin, Kuscubasi Esref’in, Kazim Karabekir’in, Fevzi Cakmak’in, Ismet Inonu’nun, Mustafa Kemal’in, Mehmed Akif’in “Aslanlar”i var.
Diger yandaysa, BOP Es Baskani Erdogan’in “kursun asker”leri, “Lavrens’in cocuklari” var!
BOP, BIP, GOP surecinde, “Turkiye’yi savunmasiz birakip” parcalamak isterken aciga dusmus ve de adlari tek tek kayda gecmis guruh iste bu guruh!..
Hulasa, Anadolu’yu ABD, Israil, Ingiltere adina destabilize edip, Turkiye’deki huzura golge dusurmeye calisanlar, kaosu derinlestirmek icin operasyon ustune operasyon yapanlar hep ayni isimler!
Nitekim…
Bir Turk atasozu soyle der:
“Akilsiz basin derdini ayaklar ceker!”
Iste bu “akilsiz baslar” icin eskilerin deyisiyle “Et’tekrare ahsen, velev kaane yuz seksen / Tekrar guzel seydir, yuz seksen kere olsa bile” sozunun icini dolduracak, zaman tunelinden birkac enstantane…
14 Kasim 2005 tarihli Yeni Safak gazetesinde, Abdullah Muradoglu’nun Sinan Tavukcu, M. Ruyan Soydan, Dr. Ramazan Yildirim, Ali Ozcan ve Mufit Yuksel’in katkilari ile hazirladigi “Teskilat-i Mahsusa” baslikli yazi dizisinden aynen aktariyorum:
(…)
50 DEVLETIN TEMELINDE HARCI OLAN TESKILAT: Osmanli Imparatorlugu'nun son on yilina imza atan orgut, Teskilat-i Mahsusa'dir. Enver Pasa'nin emriyle Ittihat ve Terakki'nin seckin eylemcileri tarafindan kurulan orgut, Mesrutiyet'in ilaninda onemli bir rol oynamakla kalmadi, Italyanlar tarafindan isgal edilen Libya'da, daha sonra Balkanlarda, Birinci Dunya Savasi'nda ve Kuva-yi Milliye'de onemli rol oynadi. Osmanli Imparatorlugu'nun son on yilina imza atan orgutlerden biri Teskilat-i Mahsusa'dir. Ittihat ve Terakki Cemiyeti'nin en seckin fedai ve eylemcileri tarafindan kurulan gizli orgut, Mesrutiyet'in ilaninda onemli bir rol oynamakla kalmadi, ayni zamanda Italyanlar tarafindan isgal edilen Libya'da, Balkanlarda ve Birinci Dunya Savasi'nda inanilmaz bir direnis ve kahramanlik ornegi sergiledi. Ittihat ve Terakki Cemiyeti'nin yer alti faaliyetlerinde pismis olan eylemcilerden teskil edilen "Ozel Teskilat" 1913'deki Babiali Baskini'nda da onemli rol oynadi. Ittihat ve Terakki Cemiyeti'nin iktidar olmasiyla resmilesen ve uluslar arasi nitelik de kazanan Teskilat-i Mahsusa, Hind kitasindan Afrika'ya, Orta Dogu'dan Balkanlara, Arap Yarimadasi'ndan Orta Asya'ya uzanan Islam dunyasini Osmanli etrafinda birlestirmeyi amacliyordu.
(…)
UMUR-I SARKIYE DAIRESI: Teskilat-i Mahsusa'cilara gore Teskilat, tanidik bildik bir gizli servis, bir ajanlar toplulugu degildi. Onlar bir dava etrafinda biraraya gelen, guclerini ve yeteneklerini bu cercevede birlestiren idealistlerdi. Onlarin tek gayesi imparatorlugu ayakta tutmakti. Hangi etnik kokene ve dine mensup olursa olsun, imparatorluk sinirlari icinde herkese yer vardi. Somurge altinda yasayan Musluman halklar kendi istiklallerini kazanmali ve kardes ulkelerle dayanisma icinde olmaliydi. Gizli Teskilat'in giderleri Harbiye Nezareti'nden ve ortulu odenekten karsilaniyordu. Teskilat'in adi resmi olarak Umur-i Sarkiye Dairesi'dir. Merkezi, Nuri Osmaniye Caddesi, Seref Sokak'ta, Tasvir-i Efkar gazetesinin karsisindaki bir binadaydi. Harbiye Nezareti'ne bagli olarak kurulan teskilat, Ittihat ve Terakki'nin Mesrutiyet oncesi yeralti calismalarinin bir urunu, hatta devamiydi. Kara Kemal'den Yenibahceli Nail'e, Kuscubasi Esref'ten Suleyman Askeri'ye, Yakup Cemil'den Omer Naci'ye kadar, Cemiyet'in pek cok unlu fedaisi daha sonra Teskilat-i Mahsusa'da yer aldi. Teskilat-i Mahsusa uzerine cok onemli bir calisma yapan Amerikali arastirmaci Dr. Philip Stoddard'un elde ettigi bilgilere gore, Teskilat'in Hilal olarak adlandirilan Islam dunyasinin her yerinde faaliyet gosteren 30 bini asan mensubu vardi. Resmi yazismalarda "Hafi Teskilat" olarak da zikredilen Teskilat-i Mahsusa'nin en dikkat cekici yanlarindan biri de ideolojik soylemleriydi. Ittihat ve Terakki, Trablusgarp Harbi'nden sonra Osmanli Imparatorlugu'nun dagilmasini onleyecek tek care olarak Ittihad-i Islam projesini devreye soktu. Bu proje kapsaminda, basta Ingiltere olmak uzere Fransiz, Hollanda, Rus ve Italyan somurgesi altinda yasayan Musluman ulkelerde Islam Ihtilal Komiteleri kuruluyordu. Teskilat-i Mahsusa icinde cesitli etnik koken-lere sahip idealist subaylarin yani sira yuzlerce aydin, seyh ve din adami yer aliyordu. Bedi-uzzaman Said Nursi'den Mehmet Akif'e, Durzi prens Emir Sekip Arslan'dan Misirli Seyh Abdulaziz Cavis'e, Tunuslu Seyh Salih Serif et-Tunusi'den Libyali Seyh Ahmet es-Sunusi'ye, Hintli Muhammed Bereketullah Efendi'den Ebul Kelam Azad'a, Pakistan'in ilk devlet baskani Muhammed Ali'den kardesi Sevket Ali'ye, Ibnurresid'den Seyh Mehdi'ye pek cok unlu isim Teskilat'la bir sekilde iliskiliydi. Teskilat-i Mahsusa'nin yapisi Osmanli'nin etnik yapisini icinde barindiriyordu. Hepsinin ortak gayesi, imparatorlugu ayakta tutabilmekti. Kafkas kokenli Kuscubasi Esref, Teskilat'cilarin bu yapisina dikkat cekerek, "Ben ne Dagistan ruyalarini goren bir Cerkes, ne Arap, ne de Rum'dum; ben Turkce konusan Musluman bir Osmanliydim" diyordu. Fuat Bulca da, Teskilat-i Mahsusa'nin esas vazifesinin imparatorlugun ayakta kalabilmesi icin baglanilmis olan buyuk davalari gerceklestirecek sahsiyetleri teskilatlandirmak oldugunu belirterek soyle diyordu: "Turk Istiklal Savasi ile ilk fiili neticesini veren, II. Dunya Harbi nihayetinde ise butun dunyaya yayilan ve sayisi elliyi gecen mustakil devlet kurdurmus olan milli uyanislarin fikri olusunda, bizim Teskilat-i Mahsusamiz'in buyuk himmeti vardir." Eski Cumhurbaskani Celal Bayar da Teskilat'in adami
ulke ekonomisinin millilestirilmesi de Teskilat'in ilgi alani icindeydi. Istanbul'da Kara Kemal Bey, bu amacla esnafi orgutlemis, yerli sermayeye dayanan sirketler kurdurdu. Celal Bayar, Teskilati Mahsusa'nin Izmir subesindeydi. Baslica gorevi Teskilat ve Parti arasindaki iletisimi saglamak, yani sira Izmir ekonomisini Turklestirmekti. Kara Kemal ve Celal Bayar Teskilat-i Mahsusa'nin Ticariye grubundaydi. Ucuncu Cumhurbaskani Celal Bayar "Ben de Yazdim" isimli hatiratinda Kuscubasi Esref'in gonderdigi bir ozel dosyada yer alan bilgilere yer verdi. Buna gore Teskilat-i Mahsusa, 1913'te Bati Trakya Hukumeti'ne son verildikten sonra yeniden ikinci defa ve Enver Pasa'nin emriyle kuruldu.
(…)
ESKI TUFEK VATANPERVERLER: Dosyada Esref Bey, sunlari belirtiyordu: "Gelelim yeni Teskilat-i Mahsusa'miza. Enver'in emrinde bir kurul ve Suleyman Askeri reis, ordudan subaylar, hukumet ricalinden yetkili bazi kisiler, yabanci Musluman memleketlerinden Hilafete bagli zevattan taninmis ulema, taninmis siyasi, milliyetci ve memleketin kurtulmasi ugrunda calisan kimselerle memleketleri icinde hidematiyle kendini gostermis, teferrut etmis olanlardan kurulu." Esref Bey'in verdigi listede onemli isimler vardi. Ornegin Hindistan'dan Muhammed ve Sevket Ali kardesler, Sih-Ghadr Partisi'nin lideri Dar Hayal bile Teskilat'la iliskilidir. Esref Bey bazi isimleri aciklamiyordu. Halihazirda bu zatlar onemli mevkileri isgal ediyorlardi. Teskilat-i Mahsusa'nin efsanevi seflerinden Esref Bey, isin en basindan beri icindeydi. Teskilat zaten buyuk olcude Esref Bey'in deneyimlerinden yararlandi. Kendisi Teskilat-i Mahsusaci'larin ruh yapisini ise soyle anlatir: “Birer eski tufekti bu adamlar-kendilerini vazifeye, vatan hizmetine adamis, ucuz kahramanliklara, suslu lakirdilara ve sahte tavirlara yuz vermeyen samimi, gercek vatanseverlerdi. Onlarin vatanseverligi derin ve icten yasanan bir duyguydu.(...) Kaybedecek hicbir seyimiz yoktu. Davamizin hakli bir dava olduguna inanmistik. Sonunda kazanamayacak olusumuzu gozardi etmek gayreti icindeydik. Etrafimizdaki dunya yikilip gitmeden hic olmazsa birkac tane daha kucuk zafer elde edebiliriz diye dusunuyorduk.” Teskilat-i Mahsusa resmi olarak 1913'te Enver Pasa tarafindan kuruldu. Ilk baskani Suleyman Askeri, Ikinci Baskani Ali Bashampa, son baskani Husamettin Erturk'tur. Esasinda Teskilat, buyuk olcude Kuscubasi Esref'in eseriydi. Teskilat-i Mahsusa ismini oneren Veteriner Rasim Bey'di. Kuscubasi Esref'in de katildigi bir toplantida Rasim Bey, "Bu hareket, kendisine has bir teskilata dayaniyor. Gayesi kadar, ona katilabilmenin sartlari da belirli vasiflar ister. Oyle ki baska dusunce ve fikirde olanlarin bu duzen icinde barinabilmeleri imkansizdir. Bu laalettayin bir hurriyet mucadelesi de degildir. En tehlikeli sahalarda ve anlarda icab eden tedbirleri kendi suuru ile benimseyen, mutlak musavatin hakim oldugu, politikadan uzak bir vatan hareketidir. Bence ona en uygun isim Teskilat-i Mahsusa'dir" diyordu, Teskilat kisa surede benimsendi. Cemal Kutay'in "Lavrense Karsi Kuscubasi" adli kitabinda yer aldigina gore Sam'da kolagasi olan Mustafa Kemal, Kuscubasi Selim Sami'yi sahte bir murur tezkeresi ile Teskilat yapmak icin Izmir'e gonderirken, yazdigi tavsiye mektubunda "Bizim Teskilat-i Mahsusa icin.." diyordu.
(…)
GIZLI GOREVLE LIBYA’YA GIDEN GAZI, HALI TUCCARI KILIGINDAYDI: Hali tuccari kiliginda Misir'a giden Mustafa Kemal'in ve diger gerillacilarin sahte kimlik ve pasaportlarinin temin edilmesinden, unlu Teskilat-i Mahsusaci Kara Kemal sorumluydu. Ittihat ve Terakki'yi Ittihad-i Islam projesine tesvik eden Trablusgarp'in Italyanlar tarafindan isgal edilmesiydi. Ittihat ve Terakki, iktidarin dizginlerini ele gecirdiklerinde bu projeye bel bagladi. Ittihatci eylemciler Libya'da kazandiklari tecrubeden Balkan ve Birinci Dunya savaslarinda da yararlanacaklardi. Enver Pasa'nin liderligindeki Ozel Teskilat, Libya'da silah, cephane ve profesyonel asker kitligina ragmen, mukemmel bir gerilla harbini orgutleyerek, 200 bin kadar Italyan askerini sahil seridine kilitlemeyi basariyordu. Trablusgarp'ta, sonradan cogu Teskilat-i Mahsusa'ci olan unlu isimler gerillacilik yapti. Bunlarin basinda Mustafa Kemal Pasa, Nuri ve Halil Pasalar, Ali Fethi Okyar, Kuscubasi Esref ve Haci Selim Sami, Kel Ali lakapli Ali Cetinkaya, ilk tayyareci sehitlerden Sadik Bey, Cerkez Resit Bey, Suleyman Askeri, Fuat Bulca, Yakup Cemil, Nuri Conker, Rauf Orbay gibi isimler yer aliyordu. Unlu Masonlardan Ord.Prof. Mim Kemal Oke de yuzbasi rutbesinde Derne cephesindeydi. Prof. Ayhan Songar'in babasi Nazmi Bey ve unlu seyyah Abdurresit Ibrahim de Libya'ya giden gonullu mucahitler arasinda yer aliyorlardi. Trablusgarp direnisi icin Ozel Teskilat, Enver Pasa tarafindan gerceklestirildi. Enver Pasa ve Ali Fethi Okyar binbasi, Mustafa Kemal Pasa Kolagasi rutbesindedir. Ozel Teskilat'in kurulusunu Ataturk'un akrabasi Fuat Bulca, Cemal Kutay'in yayinladigi "Trablusgarp'te Bir Avuc Insan" adli anilarinda anlatir. Bulca, Mustafa Kemal'in muavinidir. Mustafa Kemal'in Bulca'ya ilk sozu suydu: "Trablusgarp'e gidiyoruz, sen de geleceksin" olur. Mustafa Kemal, soyle diyordu: "Enver'in plani su: Bizler kendi arzumuzla ve hususi bir teskilat olarak mudafaayi ele alacagiz. Harbiye Nezareti de bizi istifa etmis sayacak. Orada teskilat yapacagiz. Biliyorsun ki ben daha evvel de Trablusgarp'te bulundum. Haleti ruhiyeyi bilirim. Eger ciddi olarak mudafaaya girisirsek basta Sunusiler olmak uzere halk bize yardim eder. Enver Urbani teskilatlandiracak, onlarin dillerini ve adetlerini bilen arkadaslari beraberimize alacagini soyledi. Esref bey de geliyor. Mintikalari harita uzerinde taksim dahi ettik. Sen benim muavinim olacaksin. Bu aksam Besiktas'ta Enver'in evinde toplanacagiz. Mahrem tut. Hic kimse bir sey bilmiyor. Mahmut Sevket Pasa'yla Enver temas ediyor. Ali Fethi de Cezayir'e gececek, oradan deniz vasitasiyla munakele imkanlarini arastiracak." Enver Pasa'nin Almanya'da bir hanim arkadasina yazdigi mektuplardan: 9 Ekim 1911 (Istanbul): Trablus zavalli memleket. Kaybetti simdilik. Kimbilir belki de ebediyen... Peki o zaman niye gidiyorum? Islam dunyasinin bizden bekledigi bir ahlaki gorevi yerine getirmek icin. Bu satirlari ayrilmamdan kisa bir sure once yaziyorum. Bunlar en gizli sirlarimdir. Ne kadar zor ve nankor gorevlerin beni bekledigini ancak birkac kisi biliyor. (Iskenderiye'den) 21 Ekim 1911: Yarin nihayet gitmeye hazir olacagim, dostunuzun girecegi kilik hakikaten hosunuza gidecek: Uzun mavi elbise, basimda beyaz basortusu, beyaz maslak, altin islemeli kordon. Iste tam bir Arap seyhi kiyafeti. 11 Kasim 1911: Dun aksam 13 saatlik bir gece yuruyusunden sonra geldim ve asiret reisleri sonuna kadar Italyanlara karsi savasmaya devam etmek icin yemin ettiler. Bir yillik erzak temin edildi, cephane bol, zafer de yeterince var.
(Kendi Mektuplarinda Enver Pasa, M. Sukru Hanioglu, Der Yayinlari) Trablusgarp'in kapilari Askeri'ye nasil acildi: Misir'in liman kenti Iskenderiye, Trablusgarp'e gecisin kilidi idi. Ozel Teskilat'in subaylari Iskenderiye'den hududa, oradan da Trablusgarp'e gececeklerdi. Teskilat mensuplari subay olduklarini gizlemek zorunda olduklarindan sahte kimliklerle yolculuga cikacaklardi. Mustafa Kemal hali tuccari, Suleyman Askeri genc bir molla kiligina burunmustu. 1915'te Teskilat'in Osmancik Gonullu Taburu'nun basinda Irak'ta sehit dusen Kisiklili Yuzbasi Cemil hoca kiligindaydi. Mustafa Kemal yolcuga cikmadan once Fuat Bulca'ya soyle diyordu: "Hukumet acziyet icinde. Bunu Harbiye Naziri elem ve uzuntuyle itiraf etti. Istanbul'dan hicbir yardim gorecegimizi zannetmiyorum. Enver de ayni kanaatte... Evvela o gitmek istiyor. Esref beyin Misir'daki muhitinden ve dostlarindan istifade edecegiz. Sevkiyatin tehlikesiz oraya varmasi icin Misir'in muhtelif yerlerinde teskilat yapacak. Takma adlarimizla bu unvanlara uygun mesleklerimizin listesi hazirlaniyor." Kara Kemal, Ozel Teskilat'in Istanbul'daki isleriyle ilgilenecekti. Ozel Teskilat'a secilecek subaylarin iaseleri, yolculukta kullanacaklari kiyafetler, sahte kimlik ve pasaportlarin tanzim edilmesi onun isiydi. Hazirliklar gizli tutuldu. Ozel Teskilat'in Hukumetle, Ittihat Terakki merkezi ile irtibatindan da Kara Kemal ve Sukru Bey sorumluydu. Kara Kemal Bey'in Karagumruk'teki evi, Ozel Teskilat'in guvenli eviydi. (Kara Kemal, 1926'da Ataturk'e suikast davasindan aranirken intihar etti. Maarif eski naziri Sukru Bey de ayni davadan idam edildi.) Enver Bey'in evinde yapilan gizli toplantida Mustafa Kemal, Ali Fethi Okyar, Kuscubasi Esref, Mumtaz Bey, Suleyman Askeri, Fuat Bulca ve birkac subay vardir. Toplantida buyuk bir harita basinda calisiliyordu. Teskilat, Misir uzerinden Libya'ya sizacakti. Ingiliz kontrolu altindaki Misir'dan gecisler tehlikeliydi. Baska bir care de yoktu. Misir'da Esref Bey'in cevresi ise dahil edilicekti. Misir'i iyi taniyan biri daha vardi: Omer Fevzi Mardin. Fevzi Bey, Ozel Teskilat'in Iskenderiye'deki sevkiyat ve ikmal sorumlusu tayin edildi. Teskilat, Trablusgarp'e karadan ve denizden baglanan yollar uzerindeki merkezlerde guvenilir elemanlar gorevlendirecekti. Ozel Teskilat herkese acik olmayacakti. Profesyonel ceteciler ve idare etme niteligine sahip guvenilir subaylar yer alacakti. Enver Pasa, hazirlik icin Esref Bey'in onceden gitmesini istedi. Enver Pasa'nin son sozleri soyleydi: "Hepimiz yekdigerini tebrike layikiz. Nizam ve disiplini muhafaza etmek icin mutehalli oldugumuz suura azami riayet icinde, tam bir kardeslik ve uhuvvet havasini temsil edecegiz. Allah bizimle beraberdir." Enver Pasa'nin kardesi Nuri Bey Libya'da keskin nisanciligi ile un saldi. Pusuya yatan Nuri Pasa'nin, tek basina 100'den fazla Italyan askerini oldurdugu dilden dile dolasti. Kuscubasi Esref de "Ucan Seyh" unvanini Libya'da kazaniyordu. Tunus, Cezayir ve Sudan'dan gonulluler akiyordu. Cezayir'li Emir Abdulkadir'in oglu Emir Ali Pasa ile Tunuslu Seyh Salih Serif Tunusi de Esref Beyin davetiyle Trablusgarp'e geldi.

(…)
ISLAM DUNYASI TESKILAT-I MAHSUSA’YA DESTEK VERDI: Libya'nin isgali Islam dunyasini ayaga kaldirdi. Hindistan'in sehirlerinde sokaga dokulen halk, Italyan konsolosluklarina saldirdi. Siisiyle Sunnisiyle, Hint muslumanlari bir oldu. Hint gazeteleri Italyan isgalini kinayan kara cerceyeye alinmis basliklarla cikti. Osmanli hukumetinin resmi sorumlulugu disinda olmak uzere Ozel Teskilat kurarak Italyan isgali altindaki Libya'ya giden Enver Pasa ve arkadaslari Trablusgarp ve Bingazi'de asiretleri orgutledi. Enver Pasa'nin Libya halki uzerindeki etkisi cok yuksekti. Sunusi Seyhi Ahmet Serif, Enver Pasa'nin en onemli destekcisiydi. Seyh Sunusi, Ittihad-i Islam siyasetinin onemli bir unsuru olacakti. Sudan, Cezayir, Misir ve Tunus gibi yakin bolgelerden Libya'ya gonullu akiyordu. Cezayir'den Emir Abdulkadir'in oglu Emir Ali Pasa ve Tunuslu koklu bir ulema ailesinden Seyh Salih Serif Tunusi, Esref Bey'in calismalari sonucunda gonullu kuvvetlere katiliyordu. Avrupa, isgalci Italyanlara buyuk destek verirken Libyali direnisciler binbir guclukle bogusuyordu. Esref Bey, Cemal Kutay'a verdigi anilarinda soyle diyordu: "Hicbir harpte, Trablusgarp'te oldugu kadar yalnizligimizi hissetmemistik. Col ortasinda idik. Yaralarimizi saracak pamugumuz, tenturdiyotumuz yoktu. Icinde amonyak vardir diye yaralarin uzerine idrar dokuyorduk. Biz bu yoksulluk icinde iken, Italya, hiristiyanlik aleminin yardimina mazhardi. Kizilhac'a mensup prensesler, Avrupa saraylarinin kadin sahsiyetleri, Vatikan'in dunyanin dort tarafindan davet ettigi her mezhepteki kadinlik muesseseleri, sanki Italya kendi topraklarindan bir kismini kurtariyor da bizler istilaci imisiz gibi karsimizda yer aldi. Ele gecirdigimiz Italyan esyasi icinde neler yoktu? Bu hediyeler arasinda 'Barbarlara karsi harp eden Italyan askerine minnet' cumleleri ve bunlarin altinda Guney ve Kuzey Amerika'yi, Avusturalya'yi, Kanada'yi, Yeni Zelanda'yi temsil eden halk imzalari vardi. Kendilerine hicbir fenaligimiz dokunmamis insanlar, bizi yanlis tanitmis olanlarin gunahlariyla karsimizda idiler."
(…)
'SERIF HUSEYIN IHANETI OLMAYABILIRDI': Esref Bey, Hiristiyan dunyasina karsi Hindistan Musluman Cemiyeti'ni harekete gecirdi. Kalkuta, Delhi, Kesmir ve Karaci'de halk sokaga dokuldu, Italyan konsolosluklari saldiriya ugradi. Siisiyle Sunnisiyle, Hint muslumanlari bir oldu. Hint gazeteleri Italyan isgalini kinayan basliklarla cikti. Pek cok ulkede tepkiler sokaga tasti. Butun bunlar, Ittihatcilari Ittihad-i Islam'a tesvik etti. Esref Bey'in itiraflari ilgincti: "Trablusgarp harbi bizim hangi kuvvetlere istinad edebilecegimizi tereddude mahal kalmadan isbat etti. Arabistan'da sehir merkezlerinde Ingiltere ve Fransa'nin menfaatleriyle sarhos olan ve siyaseti meslek olarak benimseyenler haricindeki buyuk kitle, bilhassa bedeviler devletimize sadik idiler. Biz Trablusgarp'te yerlilerden gordugumuz alaka ve sadakati her tarafta gorecegimizi dusunup tedbirler alsaydik ne Serif Huseyin ihaneti olurdu, ne Filistin'i ne Suriye'yi ne Irak'i bu kadar hazin dekorlar ve sartlar icinde kaybetmezdik. Buyuk hatamiz is isten gectikten sonra aklimizin -o da maalesef hatali sekilde- basimiza gelmis olmasidir. Trablusgarp'ta Misir bize en comert sekilde el uzatti. Halkin kalbi bizimleydi. Sunusiler bize inanarak kanlarini doktuler. Yemenliler bize ikram ettiler. Bizi gadre ugramis buyuk bir milletin cocuklari olarak, kara gunlerimizde kendi topraklarinin serefli mudafileri saydilar.”
(…)
ZENCI MUSA: Hamallik yaptigi sirada Anadolu'ya cephane sevkiyatinda gorev alan Zenci Musa, emekli maasini "Millet ac... Ben bunu alamam" diyerek kabul etmemis. Esref Bey'in anlattigina gore hastalandiginda devlet hastanesine yuk olmamak icin Seyh Ata Efendi'nin seyhi oldugu Ozbekler Tekkesi'ne siginmis. Vefat ettiginde bavulunda kefeni ve Osmanli haritasi varmis. Bir de Esref Bey'in soluk bir resmi. Esref Bey, onun icin, "Ben Malta'dan kurtulup Milli Mucadele'nin bayragini acanlardan birisi olmak serefine mazhar oldugum gunlerde, Musa, o benim kahraman Arabim, veremden olmus" diyecekti. Merhum Akif, Zenci Musa'yi Esref Bey'le birlikte Nasihat Heyeti'nin Arabistan yolculugunda tanimisti. Akif, Sudan'in bu vefakar evladini siirine alarak soyle diyordu: "Esref beyin emireri Zenci Musa/Isa Peygambere omuzlarini odunc verir/Ve Peygamber bu sayede Goke tirmanabilir" Edirne'nin dususu de Islam dunyasinda infiale yol acti. Edirne'yi savunmadan Bulgarlara verme niyetinde olan Hukumet, kendi idam fermanini da imzaladi. Ittihat ve Terakki, Enver Pasa'nin reisliginde bir gizli toplanti yapti. Sadrazam Kamil Pasa gorevinden istifa ettirilecekti. Operasyon Teskilat-i Mahsusa tarafindan gerceklestirilecekti.
(…)
BAB-I ALI BASKINI: 23 Ocak 1913 gunu gerceklesen Babiali Baskini'nda Enver Pasa beyaz bir atin ustunde simdi Istanbul Valiligi olan binaya geldi. Binaya giden ara sokaklar ve caddeler Ozel Teskilat'in kontrolundeydi. Hukumet binasini koruyan askerler Enver Pasa'yi gorunce silahlarini indiriyordu. Omer Naci'nin atesli bir nutuk cekmesinden sonra iceri girdiler. Teskilat'in unlu fedaileri Yakup Cemil, Sapancali Hakki, Filibeli Hilmi, Mumtaz Bey, Enver Pasa'nin yanindaydi. Harbiye Naziri Nazim Pasa, darbecilere engel olmak isteyince Yakup Cemil tetige basti. Konak'ta biri darbeci, dort ceset vardi. Enver Pasa kan dokulmemesi icin talimat vermisti. En ufak bir harekette tetige basmayi huy haline getiren Yakup Cemil, dur durak bilmiyordu. Sadrazam Kamil Pasa istifa mektubunu imzaladi. Yeni Sadrazam Mahmut Sevket Pasa'ydi. Yeni bir donem basliyordu.
(…)
LIBYALILAR, ENVER PASA’YI GOZYASLARIYLA UGURLADI: Osmanli Devleti'nin Trablusgarp Harbi'yle mesgul olmasini firsat bilen Bulgaristan, Yunanistan, Sirbistan ve Karadag birleserek, 8 Ekim 1912'de Osmanli Devleti'ne karsi savas actilar. Osmanli ordusu Catalca onlerine kadar cekildi. 8 Kasim 1912'de Yunanlilar Selanik'i isgal etti. 17 Kasim 1912'de Bulgarlarin Istanbul'u almak icin yaptiklari taarruzlar geri puskurtuldu. Bulgarlarin saldirisi sonunda 26 Mart 1912'de Edirne, ardindan Yanya ve Iskodra dustu. 1. Balkan Savasi, 30 Mayis 1913'te imzalanan Londra Antlasmasi'yla sona erdi. Osmanli Devleti'nin baskentine birkac saatlik mesafedeki Edirne dustugunde Trablusgarp'te savasan Ozel Teskilat'in baskani Enver Pasa geri donmek zorunda kaldi. Libyalilarin gozyaslari icinde, milli marslarla, tekbirlerle dualarla ugurladigi Enver Pasa Istanbul'a dogru yeni bir maceraya yelken acarken, arkasinda muhtesem bir direnis, kulaktan kulaga yayilan destanlar birakiyordu. Birinci Cihan Harbi'nden sonra Libya'da direnisin simgesi olan Seyh Omer Muhtar Teskilat-i Mahsusa'nin komutasinda savasan Sunusi gonulluler arasindaydi. Italyan isgali sirasinda Kasur Zaviyesi imami olan Omer Muhtar, 1931'de Italyanlara esir duserek idam edildi. 20 yil savastiktan sonra sehit olan Omer Muhtar'in cesareti Teskilat-i Mahsusa subaylarinin dikkatini cekmisti. Sunusi seyhleri, bir gonullu mufrezesine kumanda eden Omer Muhtar hakkinda subaylara, "Boyle on tane Omer Muhtar olsa bize yeter" diyorlardi. Teskilat-i Mahsusa'dan gerillaciligi ogrenen Omer Muhtar, Cumhuriyet doneminde, eski silah arkadasi Ataturk'e mektup yazarak destek istedi. Bu mektuplar cevapsiz kaldi. Orhan Kologlu'nun Libya Krali Idris Sunusi'nin basbakanligini yapan babasi Sadullah Efendi'nin naklettigine gore, mektuplar Ataturk'e ulasmamis. Libyalilar Turkiye'ye uzun sure kirilmislar. Isin gercegini bir Ingiliz ajani, Sadullah Bey'e aciklamis. Buna gore Italyan isgal kuvvetleri komutani fasist Maresal Rodolfo Graziani, bu mektuplari ele gecirerek saklamis.
(…)
INGILIZ OSMAN SEHIT OLDU: Sudan'dan gelen gonullulerden biri de eski Ingiliz istihbaratci 'Ingiliz Osman'di. Enver Pasa, bir hanim arkadasina yazdigi mektupta, sehit dusen Ingiliz Osman icin soyle diyordu: "Kampimizda buraya gelmeden once siyasi nedenlerle Musluman olan Ingiliz bir asker vardi. Hayatimda hic karsilasmadigim bir gozupeklige sahip, hakikaten cok iyi cocuktu. Italyan dikenli tellerinin altindan kayip onlarin kalelerine girmek onun icin spordu. Gecen gun Derne Vadisi'nde adamlarimla oldurulduler, yaralandilar ve Italyanlar tarafindan goturulduler. Hepimiz nasil seviyorduk onu. Bu aksam yine, asil adi Stuart Smallwood olan Osman adli bu zavalli Ingiliz kahramani deforme olmus ve antipatik suratiyla dusundum. Onu yine de cok seviyor ve olaganustu yigitligine hayrandim. Heyhat. Simdi oldu ve cesedi Italyanlarin ellinde. Ismini yasatmak icin herseyi yapacagim. Ailesinin altin imtiyaz madalyasini almasi icin Harbiye Nezareti'ne yazdim, annesi Sefkat Madalyasi alacak ve ismi Harbiye Nezareti'nin altin defterine kazinacak. Ona gelince, o herhalde mutlu, huzurlu ve mennundur."
(…)
ZENCI MUSA HER YERDE SAVASTI, SONRA VEREMDEN OLDU: Sudan'dan gonullu olarak Libya'ya gelen Zenci Musa, Kuscubasi Esref'e baba gibi baglandi. Olene kadar Osmanli idealleri icin savasti. Sudan'li gonulluler arasinda meshur bir isim vardi. Iki metreyi asan dev cussesiyle bu siyahi musluman, Akif'in siirinde yer alan Zenci Musa'ydi. Esref Bey'e bir baba gibi baglanan Zenci Musa, onun 1917'de Hayber'de esir edilisine dek yanindan ayrilmadi. Zenci Musa, Yemen'deki Osmanli kumandanina teslim edilmesi gereken emanetleri kurtardi. Ali Sait Pasa'ya emanetleri teslim ederken aglayan Musa Bey, "Cok sukur basardik ve hazineyi teslim edebildik. Fakat Esref beyimizin dusmanin eline dusmesine musaade ettik" diyordu. Zenci Musa Yemen'de Ingilizlere esir dustu. Serbest birakildiginda Istanbul'a dondu. Esref Bey Malta'da esirdi. Ali Sait Pasa, "Esref'in Arabi" ve "Esref'in komandosu" olarak anilan Zenci Musa hakkinda "O bizim cengaver Musa'dir. Yemen'e bize para getiren adam" diyordu. Gumruk hamallarina kahya oldu, diger hamallar gibi yuk tasidi. Ingiliz isgal kumandani General Harrington onu kocaman bir cuvali tek eliyle kaldirirken gorup maiyetine istemis, ancak "Benim bir tek efendim ve kumandanim var. Onu bekliyorum" cevabini almis.
(…)
BASARILI OLAMASALARDI, ASI ILAN EDILECEKLERDI: Enver Pasa'nin baskisiyla Osmanli Devleti, hukumete tabi olmayan gayri resmi bir Teskilat-i Mahsusa'nin Bulgar isgali altindaki Bati Trakya'da cete faaliyeti gostermesine goz yumdu. Teskilat-i Mahsusa gonullulerden kurdugu ceteler ordusuyla Bulgarlari Bati Trakya'dan tumuyle supurup atti. Teskilat-i Mahsusa'nin ikinci gorev alani isgal altindaki Bati Trakya idi. Teskilat, yuzde 85'i Musluman ve Turk olan Bati Trakya'da da gayr-i resmi hareket edecekti. Enver Pasa, Libya'da devlete vergi vermemek icin daga cikan eskiyalari gonulluler arasina katmisti. Kuscubasi Esref ve kardesi Haci Sami, cetecilikte epey tecrube sahibi idiler. Ayni yontem Bati Trakya'da uygulanabilirdi. Ittihat-Terakki, Edirne yuzunden Hukumet darbesi yapmisti. Edirne hala Bulgar isgali altindaydi. Bati Trakya'da yuz binlerle ifade edilen Pomak Musluman zorla vaftiz ediliyordu. Istanbul muhacir kayniyordu. Yeni hukumet isleri agirdan aliyor, sorunu diplomatik yollardan cozmek istiyordu. Bu arada Mahmut Sevket Pasa'nin oldurulmesi isleri karistirdi. Enver Pasa, Esref Bey'i Trablusgarp'ten cagirdi. Gorevini Aziz Ali El- Misri'ye birakip Istanbul'a donen Esref Bey'in ilk isi Sevket Pasa'nin katillerini yakalamakti. Enver Pasa, Hukumeti ve Harbiye Naziri'ni askeri harekata ikna edemiyordu. Kuscubasi Esref, Enver Pasa'yi tazyik ediyordu. Cemal Kutay'in yayinladigi anilara gore, Esref Bey, Enver Pasa'ya Trablusgarp'te bir avuc insanla neler yaptiklarini hatirlatarak, benzer teskilatla Bulgarlari puskurtebileceklerini savunuyordu. Enver Pasa, Kuscubasi Esref'e sordu, "Ne kadarlik bir kuvvete ihtiyac var?" Esref Bey, "Ordudan resmi yardim istemiyorum" diyerek soyle devam etti: "Sami bey kuvvetleri, Cihangiroglu Ibrahim Bey kuvvetleri, Erzurum, Kars, Usak taburlari kafidir. Neden endise ediyoruz? Benim unvanim ne? Umum Ceteler Kumandani!. Gayr-i mesul bir makamin gayr-i mesul sahsiyeti. Ben ilerlerim, dusman beni cevirirse eritir, yok eder, mesele de kalmaz. Er meydaninda olmek hassasi baki kalmis ise, dusmani onumuze katar, geldigi yere surukleriz. O zaman da cikacak siyasi meseleleri, sakallari yerleri suruyen, omuzlarinda yarim asri gecmis tecrubeler olan nazir pasalar dusunsun. Daha sikiya geldiniz mi, bu herif asinin biridir, asilmasi gerektir der, beni, ulasabildigim yerde asarsiniz.” Enver Pasa, Kuscubasi Esref ile konustuktan sonra Kolordu komutani Hursit Pasa'ya gitti. Dondugunde vize cikmisti. Cemal Pasa anilarinda Hukumetin, Ordunun Edirne'ye yuruyecegini, ancak Meric nehrini gecmeyecegini taahhut ettigini, Enver Pasa ve arkadaslarinin ise hukumete tabi olmayan gayri resmi bir Teskilat-i Mahsusa'nin Meric nehrinin ote tarafinda istedigi gibi hareket etmesini Hukumete kabul ettirdiklerini soyluyordu. Teskilat-i Mahsusa hemen harekete gecti. Kuscubasi Sami, hapishanelerde yuz kizartici suclar disinda kalan deneyimli silahsorlere af cikartarak gonullu mufrezelere dahil etti. Anadolu'nun her yerinden gonullu geliyordu. Gonulluler, Umum Milli Kuvvetler Kumandani Esref Bey'in etrafinda toplaniyordu. Kurt asiret reisleri ve atlilari, biyigi yeni terlemis Anadolu delikanlilarinin yani sira 80 yasindaki dedeler bile gelmisti. Esref Bey'in ceteleri harekete gecti. Enver Pasa, muzaffer bir komutan olarak Edirne'ye girmesini Kuscubasi Esref ve Suleyman Askeri'nin cetelerine borcluydu. Edirne'nin isgalden kurtarilmasi Enver Pasa ve Ittihat ve Terakki'nin itibarini artirdi. Ceteler, Meric Nehri'ni asip Bati Trakya'ya girdiler, kisa surede Bulgarlari bolgeden supurduler.
(…)
BEDIUZZAMAN VE GONULLULERI KUSCUBASI ILE BIRLESTI: Bati Trakya’da amcasi Suleyman Bey'i sehit veren yazar Mehmet Niyazi Ozdemir, "Yazilamamis Destanlar" isimli kitabinda Van'dan topladigi gonullulerle Teskilat-i Mahsusa kuvvetlerine katilan Bediuzzaman Said Nursi'ye genis yer verdi. Kitapta Bediuzzaman'in cepheye gelisi soyle anlatiliyor: "Sisli bir sabah yeni bir gonullu grubuyla karsilastilar. Bunlarin kiyafetleri degisik, baslari sarikliydi. Bellerini, omuzlarini armalari dolaniyor, sag yanlarinda da kamalari sarkiyordu. Tufeklerini catmislardi. Baslarinda uzunca boylu, levent endamli, biyikli, cizmeli, gosterisli bir kumandan vardi. Talime baslayacaklari sirada gelen Gonullu Kuvvetleri Kumandani Esref Bey, onlara dogru yurudu. Dostane bir bulusmaydi. -Aziz Ustadim, bu kara gunumuzde ogrencilerinizle imdadimiza kostunuz. Esref bey ona Aziz Ustadim derdi; O da Esref Bey'e "Kahraman Kumandanim"diye hitap ederdi. -Ah benim kahraman kumandanim, kara gun hepimizindir. Boyle bir gunde din ve devletin hizmetinde bulunmayacagiz da ne zaman bulunacagiz. Esref Bey'in sesi kahir doluydu: -Boyle zelil bir duruma dusecek millet miydik Aziz Ustadim? Said Nursi derin bir nefes almasina ragmen Esref beyi teselli etme geregi duydu. -Bu duruma dusmemizin sebebi ve suclusu coktur. Bunlar ic meselemiz; simdilik kenara birakalim. Dustugumuz yerden kalkmaya calisirsak, Rabbim yardimini esirgemez insallah. Bir baska araba ile Enver Bey nizamiyeden iceri girdi. Said Nursi bu genc subayla cok samimi dosttu. Yuzune yerlesen matem uzaktan belli oluyordu. Said Nursi'yi gorunce gulumsemeye kendini zorladi. -Geldiniz degil mi Canim Ustadim! Ona her zaman Gayur Kardesim diye hitap eden Said Nursi cevap verdi: -Nasil gelmiyeyim Gayur Kardesim? Said Nursinin boynuna sarilirken duygulu bir sesle sordu: -Nasilsiniz Canim Ustadim? -Allaha sukur, vatan ve milletimizin kederinden baska sikintimiz yok. Siz nasilsiniz? -Nasil olayim Canim Ustadim? Said Nursi bir elini omuzuna koydu; sesi de teselli ediciydi. -Uzuntuyle bir yere varamayiz. Rabbu'l-Alemin'in rahmetinden de umit kesmeye hakkimiz yok. Biz elimizden geleni yapalim." Bati Trakya, Bulgarlarin bos vaadleri ve Rus tehdidi yuzunden bosaltildi. Osmanli hukumeti, Cemal Pasa'yi Teskilat-i Mahsusa'yi ikna etmek icin Bati Trakya'ya gonderdi. Esref Bey Cemal Pasa'ya haber gonderip, Bati Trakya Hukumeti'nin mustakil oldugunu, Osmanli pasaportuyla gelmemesi halinde kendisini tutuklayacagini soyleyecek kadar kizgindi. Bulgar Disisleri Bakani Ivan Gesof anilarinda soyle diyordu: "Osmanli hukumeti Bati Trakya'da kurulan hukumeti kendi eliyle yok etmis olmasa idi buyuk devletler bu tampon devleti kesin olarak taniyacaklar ve Turkler Balkanlardan cikmamis olacaklardi. Biz bu sonuctan endise ettik. Fakat Osmanli devlet adamlari, ozellikle Cemal Pasa bize, bizden daha cok hizmet etti." Meric nehri boylarini Bulgar'lardan temizleyen Teskilat-i Mahsusa, Agustos 1913'te Garbi Trakya Hukumet-i Muvakkataa-i Islamiyesi adiyla bir gecici hukumet kurdu. Parasi, pulu, posta teskilati, haber ajansi ve kucuk bir ordusu olan Hukumetin reisi Muderris Salih Hoca, baskenti Gumulcune, Hukumetin icra ve genelkurmay baskani "Suleyman Zeynelabidin" takma ismini kullanan Suleyman Askeri idi. Bayragi yesil, siyah ve beyaz renkli, ayyildizliydi. Esref Bey, Kuva-yi Milliye Umum Mufettisi unvani tasiyordu. Osmanli Hukumeti'nin Bulgarlarla yaptigi bir anlasma sonucunda Bati Trakya Hukumeti omru kisa surdu. Esref Bey ve Teskilat'in itirazi sonuc vermedi.
(…)
BJK’NIN ESKI BASKANI BALKAN KOMITACI: Besiktas Kulubu'nun eski baskanlarindan Fuat Balkan unlu bir komitaciydi. Bati Trakya'da Suleyman Askeri'yle calisan Balkan, Teskilat-i Mahsusa emrine girdi. Komitaciliga Bulgarlarin Pomaklari zorla hiristiyanlastirmalari uzerine baslayan Balkan, Arma'dan cikan hatiralarinda soyle diyordu: "Komitacilik bazilarinin sandigi gibi, soygunculuk, capulculuk degildir. Aksine, vatanseverligin en mufritine komitacilik denir. Komitaci, vatan davasi karsisinda herseyini feda eden; gozunu budaktan ayirmayan adamdir. Memleket ve milleti icin, gerekirse, acimadan yakar, yikar, oldurur. Biz de gerektikce, boyle hareket ettik. Kac defa boyle vaziyetler karsisinda kaldik, yapilmasi lazim olani yaptik. Simdi bakiyorum da, su veya bu iste, cezri hareket etmemis olsa idik, memleket kimbilir kimlerin ayaklari altinda kalacak ve bu serefli millet kimlerin esiri kalmaga mahkum olacakti." Teskilat-i Mahsusa'nin kurulus toplantisinda yer alan Nevrekoplu Celal Bey, gizli bir gorevle, Abidinov takma adiyla Bulgar Millet Meclisi'ne mebus olarak girmeyi basardi. Celal Bey, Bulgar Meclisi'nde Bulgaristan'in 1. Dunya savasina katilmasiyla ilgili oylamada diger 14 Turk milletvekili ile birlikte onemli bir rol oynadi. Celal Bey, kendisine verilen bir baska gorev cercevesinde Birinci Cihan Harbi'nden sonra da Trakya'nin Turkiye'ye baglanmasi icin Roma'da diplomatik girisimlerde bulundu.
(…)
KUSCUBASI’NDAN LAVRENS YORUMU: Serif Huseyin isyanini hazirlayan Ingiliz casusu Lavrens, Osmanli'nin dikkatini 1914 yili baslarinda cekti. Yemen'de gorevli bir Teskilat-i Mahsusa ajani, Bedevi kiliginda dolasan Lavrens'i tesbit etti. Bugunku Suud-i Arabistan sinirlari icinde baslayan Serif Huseyin Isyani'ni hazirlayan Ingiliz casusu Edward Thomas Lawrence'ydi, Lavrens, Teskilat-i Mahsusa'nin dikkatini ilk defa ne zaman cekmisti? Kuscubasi Esref, bu sorunun cevabini Cemal Kutay'in nesrettigi anilarinda veriyordu. Lavrens'i ilk ifsa eden Yemen'de gorevli bir nufus memuru olan Ahmet Hamdi Bey'di. Hamdi Bey Teskilat-i Mahsusa ajaniydi. Teskilat, Yemen'de Musluman kisvesine burunmus Ingiliz muhtedisi iki ajani tespit etmisti. Ahmet Bey'in gorevi bu iki ajanin iliski kurdugu kisileri belirlemekti. Ahmet Hamdi, Haci Ali ve Abdullah Mansur adindaki iki ajanin ziyaretcileri arasinda ilginc bir kisiyi tespit etti. Seyh kiligi icinde, Arapca konusan, celimsiz biri olan bu Ingiliz, civardaki bazi asiret reislerini ziyaret etmisti. Esref Bey, Ahmet Hamdi'den bu kisiyi takibe almasini istedi. Sam'da gorevli teskilat ajani Eczaci Nejat Bey de Ingilizle bizzat temas edecekti. Cok iyi Ingilizce ve Fransizca konusan Nejat Bey, Ingiliz'in adini tespit etti. Arkeolog kisvesinde dolasan bu adam Lavrens idi. Lavrens'in Balebek'te oldugunu ogrenen Nejat Bey, Balebek harabelerinde arastirma yapan Muze-i Humayun gorevlisi kimligine girdi. Lavrens'in dikkatini cekmek icin annesi Turk Yahudisi olan Alman ajani Hans Gurzoch'la dostluk kurdu. Gurzoch'tan bilgi sizdirmak icin Lavrens, Nejat Bey'e yanasti. Nejat Bey, Lavrens'e zararsiz bilgiler verdi. Lavrens'in birlikte calisma teklifini geri cevirmeyerek onunla birlikte bazi gezilere katildi. Bu arada Lavrens'in resminin de icinde oldugu dosyayi Istanbul'a gondermisti. Lavrens'in Nejat Bey'den ogrenmek istedigi en onemli konu, hilafetin Turk milleti uzerindeki tesiri idi. Nejat Bey Istanbul'a geldiginde Lavrens'in seceresini bile cikarmisti. 1914 baslariydi. Lavrence adi henuz duyulmamisti. Esref Bey, Lavrens'in ileride oynayacagi rolu yeterince anlayamadigini itiraf edecekti. Kahire'deki Hizbul Vatani orgutune mensup bir Teskilati Mahsusa elemanindan Lavrens'in Maresal Lord Kitchener ile gorustugunu ve Atina'ya hareket edecegini ogrenmisti. Lavrens, Iskenderiye'de bir gemiye bindi. Yandaki kamaraya bir teskilat ajani yerlesmisti. Lavrens'in ilk duragi, Atina'daki Ingiliz Elciligi idi. Elci, Lavrens'in serefine bir aksam yemegi verdi. Esref Bey, silik bir Ingilizin, elciden gordugu ilgiyi merak etti. Atina'daki bir gayr-i muslim dostunu devreye soktu. Gelen bilgilere gore Lavrens, Arabistan bolgesindeki Rum-Yunan sirketleriyle yakin mesaiye girmek istiyordu. Bu yuzden Ingiliz sefirini devreye sokmustu. Lavrens'in Balebek'te oldugunu ogrenen Esref bey, bir bedevi seyhi kiligina girdi. Once Balebek harabeleri cevresindeki Yahudiler dikkatini cekti. Esref Bey, anilarinda soyle anlatiyordu: "Balebek 7 sene oncesine gore taninmaz haldeydi. Harabelerin etrafinda bir cok Yahudi mustameresi peyda olmustu. Bunlar, cogu casus olan toplulugun sadece parasini mi almak icin gelmislerdi? Biz, Teskilat-i Mahsusa olarak, Rum, Ermeni, Arap ayrilikci hareketleri icinde Yahudiligin de nasil gizli calismalar yaptigini biliyorduk. Nitekim Filistin cephesinin sukutu ile bu gizli hazirlik, digerleri gibi arkamizdan vurdu" Esref Bey, Balebek'te Musa El Atras adinda cok tarafli bir muhbiri sikistirdi. Atras'i Merzifon Amerikan Koleji'nden bir muallimle gorusurken yakalamisti. Atras, Esref Bey'e cesitli fotograflar gosterdi. Resimlerden birine gozu takildi. "Bu kimdir?" dedi. Atras, "Aradiginiz adamin bu oldugunu bilmiyor muyum? Ya Bek, itimadiniz yoksa, neden istihza ediyorsunuz?" dedi. Esref Bey, dikkatlice bakti, Nejat Bey'in gonderdigi resimdeki adamdi. Atras, Lavrens'in Araplar arasinda dostca karsilandigini ve Ceres'e gelecegini soyledi. Esref Bey ve ajanlari Ceres'teki casus kaynayan Britanya Sark Enstitusu'un Mustesrikler Toplantisi'na katildi. Atras, Lavrens'in yanina gidecek, boylece Esref Bey de onu taniyacakti. Ceres harebeleri civarinda Atras, kiyafeti Yukari Hicazli bedevilerinkine benzeyen, celimsiz, soluk renkli, zayif birisine dogru ilerledi. Lavrens'ti. Esref Bey bu ani anlatirken, "Lavrens karsimda idi. Nejat Bey'in ilettigi fotografa tipatip benziyordu. Ilk uyandirdigi intiba, hasta, mariz, dertli, renksiz, sahsiyetsiz, gelismemis bir kisi ile karsi karsiya oturdugumuz duygusu idi" diyor. Lavrens ile tanisan Esref Bey onu bir bedevi seyhi olduguna inandirdi. Lavrens'i oldurmeye gerek duymamisti. Lavrens tehlikeli bir casus olarak anilmaya basladiginda bile bu nu dusunmedi. Niyeti, Lavrens'i tuzagia dusurup, savas sonuna kadar Anadolu'da hapsetmekti. Nejat Bey'in yakalanmasi plani akamete ugratti. Kuscubasi Esref Bey, Lavrens'i oldurmedigi icin pisman miydi? Soyle diyordu: "Oldurmeyi, dusunmuyordum: Daima en sona biraktigim bu tedibi, Lavrens icin o anda dusunmege sebep de yoktu. Hadiseler, benim hata ettigimi gosterdi ama o gun kolaylikla yapabilecegim bu isi, kanli bir sekilde bitirmedigime pisman degilim. Bu, yari sarlatan bir adami kahraman yapmak olurdu. Esref Bey,1917'de Hayber'deki cenkte esir dustugunde Lavrens onu ziyaret etti. Bedeviler arasinda adi efsane gibi dolasan Esref Bey'i merak etmisti. Karsisindaki kisi, yillar once Ceres'te sohbet ettigi bedevi idi. Lavrens'in nufuz edemedigi iki bolge, Trablusgarp ve Sudan'di. Lavrens anilarinda soyle diyordu: "Turklerin buralardaki nufuz ve itibarinin asil sebeplerini anlayabilmek icin bir omrun bu coller icinde gomulmus olmasi kafi gelmez. Seyh Sunnusi'ni dini nufuz mintikasi icinde olan bu yerlerde Osmanli Turklerine ait anlatilan hikayeler hakikatle ilgisi olmasa bile, asirlardir nesillerin birbirlerine soylediklerini hafizalardan silebilmek mumkun degildir. Tarihin kendilerine 'Sizin sonunuz geldi' diye haykirmasina ragmen direnen bu bir avuc mecnun Trablusgarb'i elde etmek isteyen Italyanlari nasil durdurmuslar ve ancak, Balkan Hiristiyanliginin el birligi ile uzerlerine atilarak onlari Konstantinopol kapilarina kadar kovalamasindan sonra buralardan ayrilmislarsa, ilk firsatta gizlice ve cogu Alman denizaltilariyla sahillere ciktilar, harbin sonuna kadar da hicbir yabanci kuvveti sokmadilar!" Lavrens; “Kuscubasi Esref, collerin esine rastlamadigi muthis bir haydut”: Vaktiyle Hicaz Valisi ve Sultan Hamid'in en sevgili pasasinin oglunu, iki tabur asker arasindan alip daga kaldiran bu haydudun en curetkar hareketi, Hicaz kuvvetlerinin icinden siyrilip colun en zor yerinden asip Yemen'e gitmek tesebbusu idi. Esref Bey, kendisi icin aksi bir tesadufle ve bizim haberimiz uzerine Serif Abdullah'la carpisti. Turkler, teslim olmayi adetleri uzerine reddettiler ve bir sicak su golune atilmis seker parcalari gibi eridiler. Esref'in plani Hicaz'da, Filistin zaferimize imkan veren bu isyani bastiracak son Osmanli tesebbusu idi. Bu cok cesur ve bedeviler arasinda 'Ucan Seyh' unvaniyla taninan korkunc adam, Ibn-i Resid'in ve Imam Yahya'nin dostu idi. O sirada Ibn-i Suud bize dusmanca vaziyet aldiginda, Esref'in telkinleri ile Mekke ve Medine'yi isyanci Hicaz kuvvetlerine birakmamak isteyebilir, bu, neticede Turk planinin zaferi olurdu. Bu tehlikeli adamin yarali olarak Hayber'de ele gecmesi, neticelere dogrudan dogruya tesir etti. Kuscubasi Esref; “Lavrens kurnaz riyakar, asagilik biriydi”: Lavrens cesur muydu? Hayir. Pervasizdi. Zeki mi idi? Hayir. Kurnazdi. Atak, utanmaz, sirasina gore riyakar ve iki buklum, fakat basarilarinin ana sebebi olarak sabit fikri olan, caliskan bir insandi. Bazen kendisini mucadeleye layik olmayan ve karsilasmaya degmeyen bicare, zavalli, manyak bir huviyete buruturdu. Ne icin, kimin icin calisiyordu? Buna sarih olarak cevap vermek guctur. (...) Peygamberimiz'den 1285 sene sonra, yine O'nun yolundan, O'ndan olduklari iddiasi icinde, O'ndan ayrilmis olanlarin da katildigi dusman bir dunya safina karsi yapilan Hayber sahlanisini takip eden devrede Lavrens, en kesif faaliyetini gosterdi. Turk esirlerine zulme vesile olmasi, Hayber cenginden sonradir. (...) Eline gecen firsatta Lavrens, ne kadar gaddar oldugunu isbat etti. Sadece Turklere karsi degil, butun insanlara karsi nefret beslerdi. Kendisinin bir pic ve cinsi sapik olmasinda zulum duygusunun buyuk tesiri oldugunu soyleyebilirim.”
(…)
TESKILAT-I MAHSUSA’DAN BINBASI OMER FEVZI: 1914'de Enver Pasa, Suudi Arabistan'in ilk krali Ibn Suud ile anlasmasi icin Teskilat-i Mahsusa'dan Binbasi Omer Fevzi'yi gonderdi. Binbasi Fevzi, Fars Korfezi ve Umman sahillerinde Ingilizlere karsi halki orgutlemeye calisti. Buna ornek gosterilen vaka, Teskilat-i Mahsusa'nin Libya'daki tecrubesiydi. Birinci Cihan Harbi baslamadan once Enver Pasa, Ingilizlere karsi Hintli muslumanlarla isbirligi yapmaya calisirken, Arap yarimadasinda Osmanli'nin durumunu da guclendirmek istiyordu. Necid'in kudretli asiret reisi Ibn Suud, Osmanli'ya isyan halindeydi. Enver Pasa, Ibn Suud ile anlasma saglamak istiyordu. Pasa'nin Ibn Suud ile anlasma yapmasi icin sectigi kisi bir binbasiydi. Bu gorevlendirme Basra Valisi Suleyman Sefik Pasa'yi bile sasirtmisti. Pasa, gorevin kendi uhdesine verilmesini istiyordu. Binbasi, Harbiye Nezareti'ne bagli Umur-i Sarkiye Dairesi (Teskilati Mahsusa) emrindeydi. Trablusgarp, Iran, Misir, Irak, Kafkasya ve Arabistan'da Teskilat'in operasyonlarina katilan bu binbasinin adi Omer Fevzi idi. 'Prof. Zekeriya Kursun'un "Necid ve Ahsa'da Osmanli Hakimiyeti" isimli kitabinda yer alan belgelere gore, Fevzi Bey, bolgede arastirmalar yapmis, Kuveyt Seyhi Mubarek ve Muhammare Seyhi Hazal Han'i da ziyaret etmisti. Temaslarinin ardindan Ibn Suud ile yapilacak anlasmanin mahiyetine iliskin bir raporu Enver Pasa'ya sundu. Kuveyt Seyhi Mubarek'le yaptigi gorusmeyi sifreli telgrafla iletti. Seyh Mubarek'e gore, Osmanli Hukumetinin Ibn Suud ile gizli bir anlasma saglamasi Umman, Maskat ve Bahreyn'e el atilmasinda cok kolaylik saglardi. Ibn Suud bu bolgeleri isgal ederdi, bu fiili durum Osmanliya resmi sorumluluk getirmezdi. Ibn Suud'un Osmanli Devleti'ne asi oldugu soylenerek isin icinden cikilabilirdi. Prof. Kursun'un naklettigi belgelere gore Omer Fevzi, 13 Nisan 1914'de Harbiye Nezaretine cektigi sifreli telgrafta, Katar'in Ingilizlere teslim edilmesi halinde Libya'daki gibi milli bir mudafa kuvvetinin vucuda getirilebilecegini kaydediyordu. Resmi surette cevap verilemezse, hususi bir emir yeterliydi. Fevzi Bey, Katarlilarin Osmanli’ya sadik olduklarini ve Ingiliz idaresine girmek istemediklerini kaydediyordu. Katar'in terki butun muslumanlar nezdinde kotu tesir birakirdi. Fars korfezinde Katar'dan baska liman olmadigini belirten Fevzi Bey, Ingilizlerin Necid ve Iran sahillerini birer birer ele gecirdigine dikkat cekiyor, ileride Basra'nin zor durumda kalacagini soyluyordu. Kuveyt Seyhi Mubarek ve Ibn Suud'la uzlasma saglanmaliydi. Bu anlasmayla, Ingilizlerin istila planina karsi, Fars Korfezi ve Umman Denizi sahillerinde bir umumi tesebbus vucuda getirilebilirdi. Omer Fevzi, soyle devam ediyordu: "Ingilizler Islam mulkunu kucuk ve kuvvetsiz seyhliklere, hakimliklere ayirarak istila esaslarini kurmak istiyorlar. Biz de asiret seyhlerini Ibn Suud'un etrafinda birlestirelim. Hatta milli bir islam ordusunu Iran guneyinden dolastirarak Hindistan'i kurtarmaya hazirlamayi bunlara bir gaye olarak telkin edelim. Ihtiyat buyrulur ise bunu devlet adina degil de sahsi bir hasim olarak tarif edeyim. Ingilizler, Osmanli Hukumeti'ne karsi ne kadar pervasiz iseler, boyle pervasiz bir Islam ordusundan da o kadar cekinirler. Cunku ufak bir kivilcimin Kizildeniz ve Umman Denizi sahillerindeki Islam beldelerine yayilmasi halinde buyuk bir gaile karsisinda bulunacaklarini zannediyorlar". Fevzi Bey, Enver Pasa'dan anlasma yapma yetkisi istiyor, "Ingilizlerin her yerde bize karsi oynadiklari role hic olmazsa bu sekilde bir mukabele ile hatirimizi saydiririz" diyordu. Omer Fevzi ile Dahiliye Nezareti temsilcileri arasinda uzlasma prensipleri uzerinde tartisma yasandi. Dahiliye'ye gore, Fevzi Bey, Ibn Suud'a cok fazla taviz veriyordu. Fevzi Bey'e gore ise saglam bir anlasma yapilmamasi halinde Ibn Suud ileride vaadlerinden cayabilirdi. Saglam bir anlasmayla Osmanli bolgede Ingilizlere karsi para ve askerini tuketmeyecek, tam aksine Necid'in asker ve parasindan istifade edecekti. Harbiye ve Dahiliye ortak noktada bulustu, Ibn Suud ile gizlice anlasti. Necid Sancagi vilayet olacak, valilik ve kumandanligina Ibn Suud getirilecekti. Herkes mennundu. Basra Valisi Suleyman Sefik Pasa, anlasmaya katki saglayanlari taltif edilmesini, Omer Fevzi Bey'e de bir iftihar madalyasi verilmesini istiyordu. Anlasmadan hemen sonra Cihan Harbi basladi. Anlasma kaduk kaldi. Ibn Suud, Osmanli'dan yana tavir almadi, ancak Ibn Resit'le husumetine son verdigini acikladi. Ibn Suud, savas boyunca tarafsizligini korudu, Ingilizlere fiili yardimda da bulunmadi.
(…)
OMER FEVZI'NIN SECILMESI BOSUNA DEGILDI: Omer Fevzi Bey'in secilmesi bosuna degildi. Babasi Mehmet Arif Bey, Araplar arasinda sayilan biriydi. II. Mesrutiyet doneminde Istanbul'daki Arap Kulubu'nun onde gelen isimlerindendi. Arif Bey, Osmanli'nin Arap vilayetlerinde reformlar yapmasini istiyordu. Boylece imparatorluk daha guclenecekti. Bu yuzden Ittihat ve Terakki'yi destekliyordu. Subay olan oglu Omer Fevzi, Gevgili'de gizli Ittihat ve Terakki Cemiyeti kurucularindandi. Hatta bir ara Misir'a firar etmis, Ikinci Mesrutiyet'te gorevine donmus, 1911'de Italyanlar Libya'yi isgal ettiginde de Enver Pasa'nin Teskilati Mahsusa'sinda gorev almisti. Enistesi Haci Adil Arda ise, Ittihat-Terakki'nin onde gelen isimlerindendi. Mehmet Arif Bey, Mardin'in en koklu bir ulema ailesine mensuptu. Aile buyukleri Kadiri Tarikati'nin onemli seyhleri arasinda sayiliyordu. Omer Fevzi Bey'in adi Uzeyir Garih cinayetiyle gundeme geldi: 1911-1918 yillari arasinda kurmay subay olarak Harbiye Nezareti Teskilat-i Mahsusa'sinda da onemli gorevler ifa eden Omer Fevzi Bey'in Rauf Orbay'la dostlugu Cumhuriyet doneminde de surdu. Rauf Bey, Terakkiperver Cumhuriyet Firkasi'nin kurulus calismalarini yaparken bir siyasi komployla yuzyuze geldiginde Fevzi Bey'den yardim istedi. Komployu ortaya cikaran Fevzi Bey, polis tarafindan gozaltina alinarak sorgulandi. Omer Fevzi Bey, Cumhuriyet doneminde siyasi faaliyetlerden uzak durdu. Kendini dini ilimlere ve irsat calismalarina verdi. Kalamis'taki evi cesitli fikirlerin mutalaa edildigi bir irfan meclisi oldu. Adnan Giz Bey'in "Bir Zamanlar Kadikoy" isimli kitabinda Acibadem Loncasi olarak niteledigi toplantilarin mudavimleri, Ord. Prof. Suheyl Unver, Ender Mermerci'nin babasi cildiyeci Prof. Hasan Resat Sigindim, Mehmet Ali Ayni, Yanya Mudafii Esat Pasa, eski Istanbul Muhafizi Ahmet Fevzi Pasa, Prof. Ismail Hakki Izmirli ve TBMM Hukumeti'nin Adliye Bakani ve Roma temsilcisi Cami Baykut'tu. 1953'de vefat eden Omer Fevzi Bey'in adi 44 yil sonra yeniden gundeme geldi. Isadami Uzeyir Garih 2001 yilinda Eyup Mezarligi'nda olduruldu. Garih, Fevzi Cakmak'la ayni sofada yatan Naksi Seyhi Kucuk Huseyin Efendi'nin kabrini ziyaret ediyordu. Huseyin Efendi'nin halifelerinden biri, Omer Fevzi idi. Seyhi'nin 1930'da olumunden sonra, koku Libya'da olan Arusi Tarikati'ni kurdu. Boylece Cumhuriyet doneminde kurulan ilk tarikatin ilk seyhi unvanini kazanmis oldu. Omer Fevzi Efendi, soyadi kanunuyla birlikte Mardin soyadini almisti. Ord. Prof. Ebulula Mardin, Prof. Serif Mardin, Amerika'nin unlu muzisyenlerinden Arif Mardin, diplomat Semsettin Mardin, eski milletvekili-sair Yusuf Mardin, halkla iliskiler duayeni Betul Mardin ve daha pek cok unlu ismin yer aldigi Mardinizade ailesine mensuptu. 1878'de dogan Omer Fevzi Efendi, yazar Cemal Kutay ve Kuscubasi Esref arasinda da akrabalik baglari vardir. Omer Fevzi Efendi'nin annesi Zarife Hanim, Kurt Bedirhan Pasa kizidir. Bedirhan Pasa'nin oglu eski Trablus mutasarrifi Bedri Pasa ise Kuscubasi Esref'in teyzesinin kizinin esidir. Trablusgarp Harbi sirasinda Omer Fevzi'nin temin ettigi silah yuklu bir gemiye Ingilizler el koydu. Silahlar Libya'daki direniscilere aitti. Omer Fevzi, Iskenderiyeli kabadayilarla anlasti. Aksam hava karardiginda gemiye ciktilar, Ingiliz nobetcileri etkisiz hale getirerek yuku bosalttilar. Omer Fevzi, hususi ajanlari vasitasiyla Yunanlilarin harp sevkiyatlarini da takip ediyordu.Rauf Bey de sevkiyat yapilan limanlari bombardiman ediyordu. Bu bilgilerin bir kismi, Osmanli genelkurmayinin verdigi bilgilerle zitti. Ancak Genelkurmayin degil, Omer Fevzi'nin bilgileri dogru cikiyordu. Balkan savaslari sonrasinda yurda donen Hamidiye'yi Canakkale'de hukumet ve padisah adina Omer Fevzi karsiladi. Buyuk bir kalabaliga hitap eden Omer Fevzi, veciz bir hos geldin konusmasi yapiyordu. Hamidiye'ye yaptigi yardimlardan dolayi Harbiye Nezareti tarafindan odullendirilmek istendi. Odulu reddetti, sadece Hamidiye Sancagi'nin hatira olarak verilmesini rica etti. Hamidiye Zirhlisinin sancagi daha sonra Denizcilik Muzesi'ne intikal edecekti. Omer Fevzi, Hamidiye Kahramani Rauf Orbay'in yakin arkadasiydi. Hamidiye Zirhlisi'yla Akdeniz, Adriyatik ve Ege'deki akinlarda Omer Fevzi'nin buyuk yardimi olmustu. Orbay anilarinda soyle diyordu: "2 aralik 1912 gunu baslayip sekiz ay suren akinci hareketimiz esnasinda bir cok muskul durumlara, hatta batmak tehlikelerine maruz kaldik. En buyuk zorlugumuz su ve komur tedarikiydi. Oniki gunde yediyuz elli ton komur yakiyorduk. Komursuz kalmak, cephanenin infilaki bakimindan buyuk tehlike idi. Komur tedarikinde Omer Fevzi Beyin buyuk yardimi oluyordu. Bu zatla Trablusgarp harbi esnasinda Enver Pasa, ben, ucumuz beraberdik. Misirlilari cok iyi tanidigi icin gizlice silah temininde hayli yardimini gorduk. Hamidiye'nin her turlu ihtiyacini Omer Fevzi bey her yere gider, tanidiklari vasitasiyla bulur, muhabere eder, gerektiginde Suveys'e gelir, bizimle bulusur temin ederdi." Orbay ve Omer Fevzi, Teskilat-i Mahsusa'nin Iran-Afganistan seferinde de birlikteydi. Bu gizli seferin heyet baskani Rauf Bey, kurmay baskani Binbasi Omer Fevzi Bey'di. Ittihat ve Terakki'den Talat Pasa, Haci Adil Arda ve Huseyin Hilmi Pasa'nin cabalari sonucunda, Omer Fevzi Bey'in babasi Mehmet Arif Bey, Sam valiligini kabul etti. Arif Bey'in Suriye'deki karisikligi onleyecegi dusunuluyordu. Arif Bey'in gidisi Arap Kulubu'nu sekteye ugratti. Cemiyet mensuplari Arif Bey'i hic affetmediler. Arif Bey, daha once, Hudeyde Mutasarrif Vekili oldugu sirada Yemen'de Imam Yahya ile Osmanli Hukumeti arasindaki soguklugu gidermis, Basra'da Kut'el Amara muhasarasini kaldirtmisti. Libya'da Sunusi tarikati vasitasiyla Osmanli subaylarinin komutasinda savasan Arap asiretleri cephesinin kurulmasinda buyuk payi vardi. Teskilat-i Mahsusa'nin Misir'daki sevkiyat ve ikmal sorumlusu olan Fevzi bey, babasinin Misir'daki nufuzundan yararlanmisti. Arif Bey'in son esi, unlu Paris Elcisi Halil Serif Pasa'nin kizi ve Prens Mustafa Fazil Pasa'nin torunu Leyla Serife hanimdir.
(…)
TESKILAT, IRAN’DAN KAFKASYA’YA TUM BOLGEYE HAKIM OLDU: Teskilat-i Mahsusa, somurge altindaki bolgelerde Islami-milli ayaklanmalarin zeminini hazirladi. Plana gore uygun ortam gelip, ihtilal kivilcimlari cakilinca, Osmanli birlikleri bolgelere girerek yerel guclerle birlesecekti. Harbiye Naziri Enver Pasa, Hamidiye Kahramani Rauf Orbay'i, kucuk bir Alman askeri misyonuyla Afgan Emiri Habibullah'la ozel bir gorusme yapmakla gorevlendirdi. Yolculuk, Teskilat-i Mahsusa'nin sorumlulugunda idi. Heyet, Iran icinden Kabil'e ulasacakti. 1914 sonlariydi. Amac, Ingilizlere karsi Afgan Emirini Osmanli-Alman tarafina cekmekti. Heyetin kurmay baskani Binbasi Omer Fevzi (Mardin)Bey'di. Rauf Bey'in adi sakli tutuluyordu. Prof. Mustafa Balcioglu "Teskilat-i Mahsusa'dan Cumhuriyete" isimli calismasinda bu yolculugu anlatirken Omer Fevzi'den Umur-i Sarkiye Muduru (Teskilati Mahsusa) olarak soz eder. Hazirliklari yapan da Fevzi Bey'di. Sahte pasaportla iki ajanini onceden hazirlik yapmak uzere Hindistan'a gondermisti. Ingilizler iki ajani gemiden indikten sonra tutukladilar. Prof. Balcioglu'na gore, Fevzi Bey'in iki ajani ugurlarken gogsunde altin madalyasi ve Umur-i Sarkiye Muduru sifatiyla iskelede gorunmesi dikkat cekmisti. Heyet, Iran'a uc parca halinde Halep uzerinden Iran'in Loristan eyaletine girmisti. Heyette Almanlarin yani sira bazi Hintli ve Iranli ihtilalciler vardi. Heyet Iran iclerindeyken Osmanli Hukumeti savasa girdigini ilan etti. Yolculugu uzatan Rauf Bey, bolgedeki buyuk Kurt asireti Bahtiyarileri yanina cekmek suretiyle Guney Iran'da kontrolu ele almak niyetindeydi. Kabil'e gitmek uzere yola cikan Teskilat-i Mahsusa heyeti, Iran icinde teskilat yapiyordu. Kurt asiretleri icinde faaliyet gosteren Rauf Bey'in mufrezesinin Kasr-i Sirin'i isgal edip, ardindan Kirmansah'a girmeye hazirlanmasi Alman subaylarin uykusunu kacirdi. Almanlar Rauf Orbay'i Enver Pasa'ya sikayet ederken, Iran Hukumeti ve basini Tahran'daki Osmanli Sefiri'ni tazyik altina aldi. Ingilizler ve Ruslar tarafindan kiskac altina alinan Iran Sahi tarafsizlik siyaseti izliyordu. Enver Pasa, Rauf Bey'den Kirmansah'a cebren girmemesini, Guney'deki asiretler uzerinde calismaya devam etmesini istedi. Almanlar, Teskilat-i Mahsusa'nin Iran'daki calismalarindan rahatsizdilar. Rauf ve Omer Fevzi beyler de Almanlarin Iran'da kendi adlarina yaptiklari faaliyetlerden kuskuluydular. Almanlar Orbay'i, Orbay da Almanlari Enver Pasa'ya sikayet ediyordu. Irak cephesinde bedevi gonulluleri orgutleyerek cepheye sevkeden Suleyman Askeri de ortak misyonun sona erdirilmesini, heyetin elindeki silah ve techizatin kendisine gonderilmesini istiyordu. Ingilizler Basra'yi isgal etmisti. Irak cephesi oncelikliydi. Askeri'ye gore Iran'da Almanlardan ayri hareket edilmeliydi. Enver Pasa, ortak misyonun Almanlari uzmeden sona erdirilmesine izin verdi. Silahlara el konulmayacak, Almanlar Kabil'e ayri gidecekler, yanlarinda refakatci olarak Yuzbasi Kazim bulunacakti. Cihad-i Mukaddes ilan edilmisti. Kirmansah'taki Ingiliz Konsoloslugu'nu koruyan Hintli muhafizlarin komutani ve adamlari Rauf Bey'e iltihak etti. Van cephesinden Cerkez Ethem, Cihangiroglu Ibrahim Bey de Iran'a geldi. Bu arada Omer Fevzi Bey, Tahran Sefareti'ne atesemiliter olarak tayin edildi. Gorevi Teskilat-i Mahsusa'nin orgutledigi Kafkasya'daki Islam Ihtilal Komiteleri ile Istanbul arasindaki koordinasyonu saglamakti. Omer Fevzi Efendi, Iran'daki Ingiliz ve Rus nufuzunu kirmaya calisti. Sii ve Sunniler arasindaki uzlasmazliklari cozumlemek istiyordu. Sii din adamlariyla gorusuyordu. Siilerin Hac konusundaki isteklerini Istanbul'a ileterek olumlu adimlar atilmasini sagladi. Faaliyetleri Ingilizlerin dikkatini ceken Omer Fevzi Bey, bir suikast girisiminden son anda kurtuldu. Teskilat-i Mahsusa kuvvetleri Iran iclerinde Rus kolordosunu bozguna ugratip Kirmansah ve Hemedan'a girmisti. Kirmansah'ta eski nazirlarindan Nizam-us-Saltana Huseyin gecici hukumet kuruyordu. Teskilat'tan Omer Naci, Ruseni Barkin, Cihangiroglu Ibrahim ve kardesi Hasan Bey, Mesrutiyet'ten once Guney Iran'da Nizam us-Saltana ile Mesrutiyet icin cetecilik yapmisti. Omer Fevzi Bey'in on ayak olmasiyla kurulan Kirmansah Defa-i Islam Cemiyeti , Ittihad-i Islam'i savunuyordu. Omer Fevzi Mardin, Kafkas isleriyle yakindan ilgileniyordu. Dr. Vahdet Kelesyilmaz'in verdigi bilgilere gore Teskilat-i Mahsusa'dan Ali Murteza Bey, Tahran'daki Omer Fevzi Bey'e bir rapor gonderiyor: "Yeterli silah ve cephane saglandigi takdirde Kafkaslarda ihtilal cikarmak, kopruleri ucurmak, Baku petrollerini yakmak mumkundu." Omer Fevzi Mardin'le iliski kuranlar arasinda Azerbaycan Musavat Partisi lideri Mehmet Emin Resulzade de vardi. Resulzade, Tahran Sefareti'ne gonderdigi raporda Omer Fevzi Bey'den silah ve cephane yardimi istiyordu. Omer Fevzi Efendi'nin mutareke sirasinda da Katar civarlarinda oldugu biliniyor. Bu sirada Enver Pasa'ya yazdigi mektupta, "Anlasma uzerine askerlerimizi cekiyoruz; ama halkin durumu musait. Libya'daki gibi milisleri organize ederek mi cikalim?" dedigi belirtiliyor. Omer Fevzi Bey'in, kisa bir sure Harp Okulu'nda ogretmenlik yaptigi da kaydediliyor. Enver Pasa belki Ingilizleri sasirtmak, belki Almanlardan ayri olarak Emir'le ittifak saglamak amaciyla bir baska heyeti, Ubeydullah Efendi baskanliginda yola cikarmisti. Ubeydullah Efendi de Rauf Bey gibi Kabil sefiri olarak gonderiliyordu. Iki heyetin birbirinden haberi yoktu. Aydin Mebusu ve Merdivenkoy Bektasi Tekkesi seyhi olan Efendi'nin Iran-Afganistan yolculugu cok renkliydi. Efendi'nin kurmay baskani Teskilat-i Mahsusa'dan eski Basra Valisi Suleyman Sefik Pasa, heyetin askeri doktoru ise Fahri Kutlar'di. Dr. Kutlar, Teskilat-i Mahsusa'dandi. Ubeydullah Efendi'nin anilarini yayina hazirlayan Omer Hakan Gokalp'in verdigi bilgilere gore Kutlar, Ubeydullah Efendi'nin hucresinde calisiyordu. Kutlar, daha sonra Iran'da calisirken Ingilizlere tutsak dusuyordu. 8 Nisan1915'de baslayan Afganistan yolculugu Ubeydullah Efendi'nin 24 Agustos 1918'de Ingilizler tarafindan Tahran'da tutuklanmasiyla sonlandi. Ubeydullah Efendi Kabil'e ulasamamisti. Istanbul'a goturulerek hapsedilen Ubeydullah Efendi, 1919'da serbest birakildi. 1920'de yeniden tutuklanarak Malta'ya gonderildi. Ubeydullah Efendi, Iran'da halkin buyuk sevgisi ile karsilaniyordu. Buna Kum kenti dahildi. Onun Hamedan'a girisi sirasinda binlerce Iranli, bir seyyid gibi giyinmis olan Osmanli Sefirini sultanlar gibi agirliyordu. Ubeydullah Efendi, Sultanabat kentinde halkin ilgisini soyle anlatiyordu: "Bu tarifi kabil olmayan bir temasa idi: Bir hukumdardan baska hic kimse icin bu yolda bir karsilama olamazdi. Sehrin bir saat mesafesinde demokratlar (Iran firkalarindan biri) tarafindan serefime bir zafer taki kurulmustu. Zafer taki gecildikten sonra, dinlenmem icin buyuk bir cadir kurmuslar, burada caylar biskuviler hazirlamislardi. Zafer takinin onunde cemaat reisleri ve konsoloslar karsilamaya gelmislerdi. O gunu carsilarla beraber butun mektepler de kapanmisti. Mektep cocuklari heyetleri ile resmen, kadin kiz coluk cocuk herkes yollara dokulmustu. Karsilamada 30 bin kisi vardi. Biz saga sola tebessum ederek, selamlar vererek yolumuza devam ediyorduk. Zafer takinin yanindaki cadirda bir muddet istirahat ettik. Kasideler okundu. Nutuklar soylendi. Yola devam edildi."
(…)
MILLI ISLAMI AYAKLANMALAR: Prof. Mim Kemal Oke, "Kutsal Topraklarda Siyonistler ve Masonlar" adli kitabinda Ittihad-i Islam'in basarili olmasi icin Teskilat-i Mahsusa'nin buyuk bir mesai harcadigini belirterek, "Teskilat-i Mahsusa ekipler cikararak propaganda faaliyetlerine baslayarak, dusman somurgelerinde islami-milli ayaklanmalarin zeminini hazirlayacaktir. Uygun ortam olusturulup ihtilal kivilcimlari cakilmaya baslaninca, zaten harekete gecmis olan duzenli Osmanli birlikleri mezkur bolgelere girerek yerel milliyetcilerle birlesecekti" diyor. Prof. Oke Teskilat-i Mahsusa'nin diger calismalarindan soyle soz ediyor: "Bahattin Sakir'in, Riza Bey'lerin Kafkas hududuna gonderilerek ceteler teskil etmeleri ve Acara ahalisini ayaklandirmak icin Rus hududunu gecmeleri, Enver Pasa'nin yaveri Binbasi Mumtaz beyin Esref ile Misir hududunda mucahit toplayarak tecavuz hareketlerine girismeleri, Ubeydullah Efendi Grubunun Binbasi Rauf Beyin ekibinin esliginde, Iran'a, oradan da Afganistana sizmalari saglanir. Ote yandan Ittihatcilarin girisimleriyle cihadin akisleri Guney Asya'da da siddetle hissedilmistir." Teskilat-i Mahsusa'nin Iran-Kafkas bolgesindeki onemli eylemcilerden biri Omer Naci'ydi. Ikinci Mesrutiyet ilan edilmeden once Iran'a mesruti bir rejim icin calisti, cetecilik yapti, tutuklandi. Guney Iran'da, Anayasaciligi savunan devrimci gruplarin Omer Naci'yle siki iliskileri vardi. Bu iliskiler Ittihat-Terakki Hukumeti doneminde de surdu. Iran'da ipten donen Omer Naci, Cihan harbinde, Iran Azerbaycan'ini ayaklandirmaya calisti. Emrindeki birlikler Turk ve Kurtlerden olusuyordu. Komutasindaki birlikler Ocak 1915'de Tebriz'e girdi. Iran'da Huveyze ve Ahraz'a girerek petrol borularini havaya ucurdu. 1916'da Musul'a gecen Naci'nin gonullu birlikleri Urmiye civarinda Ruslara buyuk kayiplar verdirdi. Iran'daki Bahtiyari asiretini Ingilizlere karsi ayaklandirmaya calisan Omer Naci, tifuse yakalanarak Kerkuk'te vefat etti. Nasit Hakki Ulug, 1969'da Yeni Gazete'de "Kutsal Cihat" baslikli tefrikasinda soyle diyordu: "Islam Birligi adli Iran dernegi, Ittihat ve Terakki'den tesvik goruyordu, Turk ileri gelenleri Sunnilik ve Siilik gibi mezhep farklarina onem vermeyerek, Turkiye, Iran ve Afganistan'in buyuk bir maksat ugrunda birlesmelerini mumkun goruyorlardi. Bu sebeple Mesrutiyetin ilanindan sonra idealist bir subay ve sair olan Omer Naci, yanina verilen birkac komitaci ile birlikte Iran'a dalmisti. Ittihatcilar icin Iran'daki irkdas ve dindaslara yaklasmak dayanilmaz bir arzu olmustur. Gocebe oymaklar Irak sahrasi ile Iran yaylasi arasinda gidip geliyordu." Ulug'un sozunu ettigi Islam Birligi Dernegi, Omer Fevzi Bey'in kurulmasina on ayak oldugu Defa-i Islam'di. Omer Naci hakkinda kitap yazan Dr. Fethi Tevetoglu'nun babasi Ali Dursun Kaptan, Teskilat-i Mahsusaci Omer Naci ile birlikte Kafkas-Dogu cephesinde 5 yil calisti. Ali Dursun Kaptan, Kurtulus savasinin da tescilli denizci kahramanlarindan. Ali Dursun Kaptan, pop star Tarkan'in da dedesi oluyor. Dr. Fethi Tevetoglu (Tarkan'in buyuk amcasi), MHP lideri Alparslan Turkes ile birlikte 1944'deki Turkculuk-Turancilik Davasi'nda yargilandi. Turkes ile birlikte Tabutluk denilen hucrelerde yatan bir ustegmendi. Eski Samsun senatoru Tevetoglu'nun pek cok kitabi var. Babasi'ndan Omer Naci'nin menkibelerini dinleyen Dr. Tevetoglu, "Omer Naci bu bolgede bir avuc fedai mufrezesi ile oyle korkunc baskinlar, oyle tesirli hucumlar yapmis ve basarmistir ki, adinin duyulmasi darda olan Turklere ferahlik, dusmana ise buyuk korku getirirmis" diyordu. Omer Naci'nin olumu, Milli Ajans'in Kerkuk mahrecli haberinde soyle yer aliyordu: "Hurriyet ve Mesrutiyetin teessusu gayesine hayatini, ruhunu feda ile bu yoldaki mucadeleleriyle inkilap tarihimizde pek yuce bir ad ve yer kazanmis olan Turk vatanseveri Hatib-i Sehir Omer Naci Bey, Iran'daki Ruslara galebe calan Turk bayragi altinda mucadelesine devam ettigi bir sirada tifus hastaligina yakalanarak tedavi edilmek icin naklolundugu Kerkuk sehrinde sehitler katina ucmustur."
(…)
HINDULAR VE MUSLUMANLAR, INGILIZ’E KARSI SAVASTI: Hindistan'in Ingiliz somurgesinden kurtularak bagimsizligini kazanmasi icin mucadele veren Sih, Hindu ve Musluman eylemciler Teskilat-i Mahsusa tarafindan desteklendi. Hint Ihtilal Komitesi'nin ipek mendillere gorunmez murekkeple yazdiklari esrarengiz mektuplar Ingilizleri dehsete dusurdu. Teskilat-i Mahsusa'nin en dikkat cekici operasyonu Hindistan'di. Islam dunyasinin en kalabalik nufusuna sahip olan ulkede 70-80 milyon Musluman vardi. Bu, Osmanli nufusunun bes katiydi. Ingiltere'nin de en buyuk somurgesiydi. Hintli muslumanlar Trablusgarp'in isgali sirasinda Kalkuta'da Osmanli Hilal-i Ahmer Cemiyeti'ne Yardim Cemiyeti kurdular. Hint Kizilayi Balkan savaslarinda Turkiye'ye yardim getirdi. Bulgar isgali altindaki Edirne'lilere gida ve para yardimi yapti. Kizilay heyetinin temas kurdugu kisi Kuscubasi Haci Sami idi. Hindistan'da kurulan bir orgut de "Rumeli Muhacirlerine Yardim Cemiyeti'ydi. Hint-Osmanli ortakligiyla "Encu-men-i Huddam-i K�be" kuruldu. Kurulus gerek-cesi, kutsal beldelerin guvenligini saglamakti. Teskilat-i Mahsusa Hindu, Sih ve Musluman ihtilalcilerle iliski kurdu. Sih-Gadar Partisi lideri Har Dayal ve Raca Mahendra Pratap bunlardan ikisiydi. Stanford Universitesi'nde ders veren ve Isvicre'ye surgun edilen Dayal, Istanbul'a gelerek Teskilat-i Mahsusa ile iliski kurdu. Partide Prof. Mevlana Bereketullah da etkindi. Tokyo Universitesi'nde hoca olan Bereketullah Istanbul'a yerlesip Osmanli vatandasi oldu. Dr. Vahdet Kelesyilmaz'in "Teskilat-i Mahsusa'nin Hindistan Misyonu" adli kitabindaki bilgilere gore 5 hafta Istanbul'da kalan Dayal, Enver Pasa'ya bir ihtilal programi sundu. Program genis olcude kabul gordu. "Genc Hindistan Cemiyeti", "Seyfi Hindistan Cemiyeti", "Hind Uhuvvet-i Islam Cemiyeti" gibi orgutler bu program cervesinde kuruldu. Istanbul'da Urduca, Arapca ve Turkce olarak cikan Cihan-i Islam ve Uhuvvet gazetelerini Teskilat-i Mahsusa finanse ediyordu. Cihan-i Islam'in sahibi Hintli Ebu Said El Arabi'ydi. Hintlileri Ittihad-i Islam'a davet eden Arabi'nin yazilari Hindistan, Turkiye, Suriye, Misir ve Iran gazetelerinde yer aldi. Teskilatin finanse ettigi bir diger kurulus, Indian National Party'nin yayin organi Hind Haber Ajansi(The Indian News Agency) idi. Hintli ihtilalciler, Afganistan Emiri Habibullah'in Osmanli ile isbirligi yapmasina hayati onem atfetmisti. Emir ise, tarafsiz kalmayi istiyordu. Teskilat, Basbakan Nasrullah ve Emir'in kardesi Emanullah Hani yakin markaja almisti. Emanullah Han, Osmanli yanlisi Mahmut Tarzi'nin damadiydi. Enver Pasa ve Alman Genelkurmayi, Afgan Emiri'ne ortak heyet gonderilmesi hususunda anlasti. Heyet baskani Rauf Orbay'di. Heyette Raca Mahendra ve Bereketullah Efendi yer aliyordu. Iran iclerinde iken ortak misyon sona erdirilmis, Almanlar yanlarinda bir Turk subayinin refakatinda Kabil'e varmisti. Heyet, Kabil'de cok sicak karsilanmisti. Emir ayak suruyor, yerine getirilmesi zor sartlar one suruyordu. Bu arada Ubeydullah Sindi, Kabil'e geldi. Kucuk yasta musluman olan Sih asilli Sindi, Ingilizler tarafindan araniyordu. Pratap, Bereketullah ve Sindi, Almanlara guvenmiyordu. Dayanilmasi gereken tek guc Osmanliydi. Emir'e ragmen Hukumet, Afgan sinirindan Hindistan'a gecen ihtilalcilerin silahli hareketlerine goz yumuyordu.
(…)
IPEK MENDIL KOMPLOSU: Raca Pratap, Bereketullah ve Ubeydullah, Kabil'de surgun hukumeti kurdu. Hukumetin baskani Mhendra, basbakani Bereketullah, Icisleri bakani Ubeydullah idi. Cihat fetvasi bolgeye ulastiktan sonra Hindistan ordusundaki firarlar hizla artti. Afgan sinirina yakin bolgeler kayniyordu. Hayber gecidinde asiretler Ingilizlere saldiriyordu. Ingilizlerin ele gecirdigi bazi mektuplar komitenin planlarini aciga cikariyordu. Mektuplar ipek mendil uzerine gorunmez murekkeple yazildiklari icin Ingiliz kaynaklarinda "Silken Letter Conspiracy (Ipek mektup Komplosu) olarak zikredildi. Prof. Azmi Ozcan'in, Temmuz 1993 tarihli "Tarih ve Toplum" dergisinde "Ingilizlere Karsi Hind-Osmanli Plani Yahut Ipek Mektup Komplosu" baslikli makalesinde onemli bilgiler var. Buna gore Hicaz'da Hintli Mevlana Mahmudul Hasan, Hicaz Vali ve kumandani Galip Pasinler Pasa ile temas kurmustu. Galip Pasa, Hintli, Afganli muslumanlar arasinda dagitilmak uzere yazdigi mektupta,"Eskiden Diyubendi Medresesinde muderris olan Mevlana Mahmudul Hasan Efendi bizimle irtibattadir. Bu mesele uzerinde tam bir fikir birligimiz var ve bizden gerekli direktifleri almistir. Eger Hasan Efendi size gelirse ona guveniniz ve ihtiyaci olan herseyle destek olunuz" diyordu. Mahmudul Hasan, Medinede Enver Pasa ve Cemal Pasa ile gorustu. Mektuplar Hindistan'da elden ele dolasti. Medine ve Kabil arasindaki irtibat, ipek mendillere gorunmez murekkeple yazilan mektuplarla saglaniyordu. Mektuplarda Cunudur-Rabbaniye adiyla askeri bir teskilatin kuruldugu, bildiriliyor, liderligine Mahmudul Hasan'in secildigi, merkezinin Medine oldugu ifade ediliyordu. Teskilat'in amaci Musluman ulkelerin ittihadi ve kurtulusuydu. Hintli Muslumanlarin Afgan sinirina yakin bolgelerde baslattigi silahli hareketler, Har Dayal yanlisi Hintli askerlerin isyanlariyla buyudu. Singapur'daki Ingiliz garnizonunda cikan isyanda cogu subay 40 Ingiliz subay olduruldu. Isyan, Rus, Japon ve Fransiz gemilerinden sevkedilen askerlerin mudahalesiyle bastirilabildi. Afgan sinirinda ciddi hareketler oluyordu. Elden ele dolasan mektuplar Ingilizlerin dikkatini cekmisti. Bazi mektuplarin ele gecirilmesinin ardindan buyuk bir tutuklama furyasi basladi. Ubeydullah Sindi, Ingiliz baskisiyla Kabil'de gozetim altina alindi. 1918'de savas sona erdi. Galip Pasa harp esiri oldu. Galipname olarak zikredilen mektubun varligini kabul etmisti. Serif Huseyin'i destekleyen bir fetvayi imzalamayan Mahmudul Huseyin ise Ingilizlere teslim edildi. Hint isyaninin akim kalmasinin ayrintilari 40 yil sonra aydinlandi. Hindistan Genel Valisi Lord Hardinge anilarinda, Vincent Kraft adli bir Alman'in Singapur'da ele gecirildigini, ustunde Amerika'dan gelen silah yuklu gemilerin ugrayacagi limanlari gosteren haritalarin ciktigini soyledi. Bol para ve guvenli yasam vaadi alan Kraft, yakalanmamis gibi calismaya devam etmis, Hindistan, Burma, Singapur, Tayland'ta Hintli ve Burma'li yuzlerce ihtilalcinin yakalanmasini saglamisti. Kraft'in adi Ingiliz gizli belgelerinde Ajan X 'ti. Hindistan'da Ittihad-i Islam calismalari yapan bir baska unlu sahsiyet de Osmanli'nin Bombay Baskonsolosu Halil Halit Bey'di. 1913-1914 yilinda gorev yaptigi Hindistan'da her gittigi yerde coskulu kalabaliklar tarafindan karsilanan Halit Bey'in 1911'de kaleme aldigi "Turkler ve Araplar" adli risalesi Islam dunyasinda genis yanki bulmustu. Risalesinde Halit Bey, "Turklerle Araplar arasindaki siyasi yakinlik baglari ne kadar zayiflatilirsa, Islam'in istiklal ve hakimiyeti o nisbette zevale ugrar; yine o takdirde , bu iki kavmin evlatlari-Sarklilari denk saymaya tenezzul etmeyen ve daima asagi goren-Batililarin tasallutuna o nisbette maruz kalirlar ve iste o zaman iftihar ettikleri milli duygulari da ayni derecede kaybolup gider" diyordu. Bombay'da Ebul Kelam Azad, Muhammed Ali ve kardesi Sevket Ali ile yakin dost olan Halit Bey, Cambridge Universitesi'nde hocalik yapan ilk Turk'tu. Birinci cihan harbi ciktiktan sonra Ingilizler, Halit Bey'le yakin iliskisi olan pek cok Hintliyi tutukladi. Halvetiligin Cerkesi kolunun kurucusu Seyh Mustafa Cerkesi'nin torunu olan Halit Bey, Can Kirac'in esi Inci Kirac'in yakin akrabasi oluyor.
(…)
BIR AVUC KAHRAMAN: Teskilat-i Mahsusa'ya bagli gonullu taburlarindan biri Osmancik'ti. Basta Yuzbasi Cemil ve unlu ceteci Yahya Kaptan olmak uzere taburun subaylari Bati Trakya ve Trablusgarp'te bulundu. Osmancik Taburu, Suleyman Askeri'nin emrinde Basra'da Ingilizlere karsi savasti. Tabur komutani Yuzbasi Cemil ve pek cok gonullu sehit dustu. Ali Cetinkaya ve MAH Baskani Naci Perkel de taburun komutanlarindandi. Taburun tegmeni Seyh Samil'in torunu Hamza Osman, "Bir Avuc Kahraman" isimli kitabinda soyle anlatiyordu: "Harp meydanlarinda verdigimiz zayiattan baska, kus ucmayan kervan gecmeyen koylerde, binbir zahmet ve mesakkattan, aclik, susuzluk, gunes carpmasi ve sicak memleketlere mahsus bircok hastaliklardan ne aslan gibi delikanlilar kaybetmistik. Ne kadar mert ve kiymetli subay ve erlerimiz oralarda son nefeslerini vermislerdi. Kumlarin seraplarina karismis olan bu mezarsiz sehitlerimizin aziz hatiralari onunde kalbimden tasan saygi hisleriyle egilirim. Vatan ugrunda imanla olenlerin yuksek serefi yaninda her seref sathi ve gecicidir." Mehmet Emin Tuksavul, Hindistan yer alti teskilatinda calisan Teskilat-i Mahsusa ajanlarindan biriydi. Uc cocugu ve esini kayinpederine emanet ederek ortadan kaybolan Emin Bey, 1913'te Teskilat'a katilmisti. 1916'da Ingiliz Kizilhaci, Emin Bey'in Hindistan'da bir Ingiliz esir kampinda kursuna dizildigini bildirdi. Oysa Emin Bey, esir kampindan kurtulmayi basarmisti. 1921'de Istanbul'a dondugunde, bir baskasi ile evlenen esinin yani sira Edirne Kadisi olan babasi da uzuntuden hayatini kaybetmisti. Bacanagi ise Fransizlarla isbirligi yaptigi icin Beyrut Emniyet Mudurlugu'ne getirilmisti. Bacanagini vurmak icin Fransiz isgali altindaki Beyrut'a giden Emin Bey kendisine kurulan bir pusu sonucunda sehit oldu. H�l� mezari belli degil. Hint Ihtilal Komitesi'nin liderlerinden Mevlana Bereketullah Efendi, Teskilat-i Mahsusa'nin yerine kurulan Islam Ihtilal Cemiyetleri Ittihadi'nin Hindistan temsilcisiydi. Bereketullah Efendi, Enver Pasa sehit olduktan sonra Amerika'ya gitti, 1927'de San Fransisco'da vefat etti. Hamza Osman Erkan'in babasi , Hicaz Valisi ve Medine Muhafizi Cerkes Osman Ferid Pasa'ydi. Unlu reklamci Nail Kecili'nin dedesi Teskilat-i Mahsusa'dan Yenibahceli Sukru, Pasa'nin akrabasi. Hamza Osman ile Kazim Karabekir Pasa bacanak. 1950'de DP'den Kocaeli Milletvekili secilen Hamza Osman 27 Mayis darbesinde Yassiada'ya gonderildi. Unlu metin yazari, reklamci ve radyo programcisi Rana Pirinccioglu, Hamza Osman Erkan'in torunudur.
(…)
ISTE BABAN KIZIM, ARTIK OKSUZ DEGILSIN: Teskilat-i Mahsusa'dan Kuscubasi Haci Sami ve dort arkadasi Kesmir uzerinden Pamir daglarini asarak Bati Turkistan'a sizdi. 1916'daki, Ruslara buyuk kayiplar verdiren Yedi-Su Isyanlari'nda onemli rol oynadilar. Hind ihtilalini hazirlamak icin Hindistan'a giden alti kisilik ekibin basinda Kuscubasi Esref vardi. Ekibin elemanlari Haci Selim Sami, Emrullah Barkan, Adil Hikmet, Ibrahim Haklier ve Tatar Huseyin 'di. Ekip Bombay'a giderken savas patlak verdi. Enver Pasa, Esref Beyi geri cagirdi. Ingilizler, ekibin pesindeydi. Yol haritasi degismisti. Esref Bey, dostu Maskat Emirine ugrayip Istanbul'a, digerleri ise Orta Asya'ya… Haci Sami ve arkadaslari Kesmir uzerinden Pamir daglarini asarak Dogu Turkistan'a girdi. 1916'daki Ruslara buyuk kayiplar verdiren Yedi-Su Isyanlari'nda onemli rol oynadilar. Yusuf Gedikli'nin hazirladigi "Asyada bes adam" adli hatiratinda Adil Hikmet soyle anlatiyor:"Cok defa yirtik bir potini ruyalarimizda bile gormedik. Cok defa bos midelerimizin sikayetini durdurmak uzere yumruklarimizi karnimiza bastik. Pamirden Taklamakan collerinden ve her turlu vasitalara malik seyyah kutlelerinin gecmeye cesaret edemedikleri yerlerden yalniz basimiza yuruyerek gectik. Kirgizlari ayaklandirarak, mukden meydan muharebesinde Japonlara maglup, fakat Turkistan ihtilallerini kanli bir surette bastirmaga muvaffak oldugundan dolayi carin sarayinda buyuk bir mevkiyi haiz olan meshur meshur general Kuropatkin ile muntazaman muharebeler yaptik. Bu muharebelerde gah maglup olduk, gah galip geldik. O meshur generalin araya koydugu Cinli general ile bir devlet gibi mutareke akdettik. Rus gazeteleri sutunlarini bizim hakkimizdaki havadislerle doldurdu. Japon matbuati en mutena sahifelerine bizim resimlerimizi basti. Iste ben bu vakalari tespit ediyorum." Bes eylemci, Haziran 1919'da Sanghay'a ulasti. Cin Cumhuriyeti'ni kuran Dr. Sun Yat -Sen, Teskilat'cilara ilginc bir teklifte bulundu. Cin ikiye bolunmustu, ic savas vardi. Bir adamini onlara gondererek Cin ihtilal ordusunda gorev almalarini ya da Cin dahilinde teskilat yapmalarini istedi. Teklifte bulunan sadece Cinliler degildi. Adil Hikmet soyle diyordu: "Kore Hariciye nazirligina namzet olan ihtilal reisi mister Kim ziyarete geldi. Kore ihtilalini idare etmemizi rica etti. Bunu reddettik. Korelilerin Turk olduklarini, irkdaslarimiza yardima kosmamizi istedi. Kore ihtilalinin misyoner tahrikleriyle alevlendigini ve ABD'nin menafigini istihdaf ettigini ve bizim, irkimiz icin cinayet yapamayacagimizi izah ettik." Adil Hikmet, 1921'de Istanbul'a geldi. Baskent isgal altindaydi. 1914'de yola cikarken alti aylik evliydi. Bir cocugu dunyaya gelmisti. Istanbul sularina girdiginde hisleri soyleydi: "Henuz duvagiyla biraktigim hayat ortagim ne halde? Kizim bana sarilacak mi? Ben bu heyecani simdi daha siddetli hissediyorum.(…) Iceriye adim attigim dakikada velvele koptu. Herkes birbirini kucakliyordu. Su kosede benim alti bucuk seneden beri hayalimde yasattigim kadin gozlerine mendil tutmus, hickiriyor. Su ufak yavru kim? Siyah gozlerini bana dikmis, cekingen tavirlarla bakiyor. Eliyle cenesini oksuyarak bir ayagini ileri geri oynatiyor. Kayinpederim torununu kucakladi, bana dogru gelerek: Iste baban kizim, dedi, artik oksuz degilsin."
(…)
MEVLEVILER ILE BEKTASILERI MILIS YAPTILAR: Islam Milis Teskilati'nin kumandanlarindan biri Teskilati Mahsusa'dan meshur komitaci Omer Naci'ydi. Teskilati Mahsusa'nin Sark cephesi "Kafkasya Ihtilal Cemiyeti" namiyla hareket ediyordu. Cemiyetin subeleri Erzurum, Trabzon ve Van'di. Erzurum'un idaresinden Dr. Bahattin Sakir, Hilmi Bey, Vali Tahsin Uzer sorumluydu. (Tahsin Bey Van Valisi iken Bediuzzaman'incok yakin dostuydu. Medresetuz-Zehra'nin acilmasi icin defalarca Istanbul'a yazi yazdi. Neticede universitenin temeli atildi. Kuva-yi Milliye doneminde Ataturk ve Fevzi Cakmak'in Ankara'ya davet ettigi Bediuzzaman,Tahsin Bey'in araya girmesiyle davete icabet ediyordu.) Omer Naci ise Van'da kalarak, Rusya ve Iran dahilinde istihbarat ve teskilatla mesgul oluyor, ceteler teskil ediyordu. Omer Naci'nin Teskilat merkezine cektigi telgraflara gore Van'da milis firkasi teskilinde beklediklerinin cok ustunde netice alinmisti. Omer Naci'nin sozunu ettigi milis firkalarinda Necip Fazil'in seyhi Abdulhakim Arvasi, Seyyid Taha, Seyyid Haci Baba Seyh, Van ve Gevas Muftuleri ile Bediuzzaman da vardi. Seyhler ve Hocaefendiler muritlerinden ceteler teskil ederek Ruslara ve Ermeni cetelerine karsi savastilar. Bediuzzaman'in katibi Molla Habib Iran cephesinde Teskilat-i Mahsusa'nin unlu isimlerinden Halil Pasa'yla muhim bir haberlesmeden sonra sehit dustu. Milis Albayi Bediuzzaman ise Bitlis'te Ruslara esir dustu. Esaretten kurtulup Istanbul'a geldi. Enver Pasa, Nursi'nin Isaretul Icaz adli eserinin kagit parasini karsiladi. Nursi, Istanbulun isgalinde Hutuvat-i Sitte'yi yazarak tavrini ortaya koydu Kadir Misiroglu'nun "Kurtulus Savasi'nda Sarikli Mucahitler" kitabindaki belgelere gore bolgedeki milislerin kumandani Omer Naci, Seyhulislam'a telgraf cekerek Seyyid Abdulhakim Arvasi ve kardesi Haci Baba Seyh'in Iran'da mucahede-i Islamiyeleriyle temayuz ettiklerini, manevi nufuzlariyla mukaddes cihada bilfiil hizmetlerde bulundugunu bildirerek birer rutbe-i aliye ile taltif edilmelerini istiyordu. Teskilat-i Mahsusa'nin topladigi gonulluler arasinda tarikatler ve asiretler de vardi. Mevlevi Mucahit Alayi'nin basinda Veled Celebi, Bektasi Mucahit Taburu'nun basinda Cemaleddin Celebi vardi. Kadiri, Naksi, Rufailer Mevlevi Alayi bunyesinde idiler. Yenikapi Mevlevi Seyhi Abdulbaki Efendi ile Erzincan Mevlevi Seyhi Ibrahim Hakki Efendi de dervisleriyle Sam'daki Mevlevi Alayi'na dahil oldu. Vatan Ozgul'un "Balabanlilar" kitabindaki belgelere gore Erzincan ve Dersim'de mukim Balabanli alevi asireti reisi Gul Aga ve Sadilli asireti reisi Kirmo Yusuf'un, Teskilat'la siki iliskisi vardi. Ilginc bir not: Ittihad-i Islam, alevi asiretler arasinda da kabul gordu. Balabanli milislerden "Gul Aga'nin Mucahitleri" diye soz ediliyordu. Bektasi Seyhi Cemalettin Celebi, Dersim'deki Alevi ocaklarini ziyaret ederek, Teskilat-i Mahsusa'ya gonullu topladi. Bu gonullulere Mucahidin-i Bektasiye adi veriliyordu. Erzurum'da Bektasi Alayi Kumandani Cemalettin Efendi'nin askeri danismani Yuzbasi Nuri Dersimi idi. Dersimi daha sonra ayrilikci isyanlarda yer aldi. Bazi iddialara gore Dersimi, Teskilat'in isyancilarin icine sizmis basarili bir elemaniydi. Bektasi Mucahit Taburlari'nin Erzincan subesinin basinda yuzbasi rutbesiyle Alevi Babasi ve ozani Sitki Baba vardi. Bitlis'teki Nursin Seyhleri de Cihan harbinde muritleriyle milis firkalari kurdu. Bunlarin ikisi, Molla Sadrettin Yuksel'in kayinpederi Seyh Masum ve amcasi Seyh Muhammed Ziyauddin idi. Seyh Ziyauddin'in iki kardesi sehit oldu, kendisi kolunu kaybetti. Ataturk, Kuva-yi Milliye doneminde yazdigi, "Nursinli Mesayih-i Izam'dan Seyh Ziyauddin Efendi Hazretlerine" baslikli mektubunda "zat-i fazilanelerinizin Harb-i Umumi'nin imtidadinca Osmanli ordusuna ifa eylemis oldugunuz hidemat-i berguzidelerine ve Makam-i Mualla-yi Hilafet ve Saltanata gostermis oldugunuz revabit-i kalbiyelerine yakindan muttali bulunuyorum. Bu sebeple zat-i alinize kalben pek buyuk hurmetim vardir" diyordu
(…)
ENVER PASA, “SON ANA KADAR ITTIHAD-I ISLAM”: Enver Pasa 1918'de Teskilat'i Mahsusa'nin resmen tasfiye edilmesini istedi. Bunun yerine “Umum Alemi Islam Ihtilal Teskilati”ni kurdu. Ihtilal Teskilati Ingiliz ve Fransiz somurgeciligine karsi pek cok milli orgutu de catisi altinda topladi. Enver Pasa'nin olumuyle orgut dagildi. Enver Pasa 1918'de yurt disina cikmadan once Teskilat-i Mahsusa'ya vekalet eden Husamettin Erturk'u cagirdi. Osmanli yenilmisti. Ittihat ve Terakki Hukumeti cekilmisti. Enver Pasa, Erturk'e Teskilat'i resmen feshetmesini istedi. Ancak varligi surecekti. Silah ve cephaneler gizli depolara aktarilacakti. Teskilat'in kadrolari, gizli silah ve cephane depolari buyuk olcude Milli Mucadele'ye intikal edecekti. 1918 sonlarinda Islam dunyasinin cesitli yerlerinden gelen ve Teskilat-i Mahsusa tarafindan misafir edilen yuzlerce subay, din adami, asiret reisi ve seyh vardi. Bunlarin basinda Seyh Ahmet Serif Sunusi geliyordu. Enver Pasa, Erturk'e talimat veriyordu: "Topkapi Sarayi'nda misafir edilen Seyh Sunusi Hazretleri, Fatih medreselerinde barindirdigimiz bunca seyh, Misirli umera ve zabitan, velhasil misafiran-i Islamiye nami altinda Istanbul'da topladigimiz mucahitlerin hepsi gidinceye kadar iase edilecek. Bunlarin salimen memleketlerine firarlarini temin etmelisin. Aman Husamettin Bey elinden gelen yardimi esirgeme, hepsi imparatorlugumuza hizmet etmislerdir, ileride de edeceklerdir" diyordu. Enver Pasa, Turk-Iran Islamlari Birligi Reisi Iranli Seyh Esad Efendi, Iranli nazir Nizam us-saltana ile yuze yakin Iranli zabitan ve mucahit, eski Iran Sahi Muhammed Ali'nin biraderi Salaruddevle'nin salimen Iran'a gonderilmesini istiyordu. Pasa'nin son sozleri suydu: "Teskilat-i Mahsusa'nin bundan sonraki ismi Umum Alemi Islam Ihtilal Teskilati olacaktir. Siz de Teskilat'in Istanbul subesi reisisiniz. Bunu kuran benim, sizi secen benim." Teskilat-i Mahsusa yerine ikame edilen "Islam Ihtilal Cemiyetleri Ittihadi" ya da Ittihad-i Selamet-i Milli'nin merkez uyeleri Enver Pasa, Ziya Bey, Ibrahim Tali, Halil Pasa, Sami Bey, Seyfi Bey, Azmi Bey'di. Orgutte Misir'i Dr. Ahmed Fuad, Suriye'yi Sekip Arslan, Kuzey Afrika'yi Muhammed Yasin Hamza, Hindistan'i Bereketullah Efendi ve Cemal Pasa temsil ediyordu. Merkezi Berlin'de olan orgutun baskani Talat Pasa'ydi. 1920'de Baku'deki Sark Milletler Kurultayi'na Enver Pasa Kuzey Afrikayi temsilen katiliyordu. Zafer Toprak'in "Toplumsal Tarih" dergisinin Temmuz 1997 sayisindaki makalesinde yer verilen Fransiz gizli raporuna gore Orgut Damat Ferit, Suleyman Sefik Pasa ve Aznavur'u ortadan kaldiracakti. Yani sira Tunus ve Misir'li devrimcilere birer milyon Frank, IRA (Irlanda Kurtulus Ordusu)'ya da 50 bin lira verilecekti. Orgutun 1921'de Berlin'deki kongresine Misir'dan Seyh Abdulmecid el- Bekr, Mahcub Sabit, Abdulaziz Cavis, Seyh Mehmet Necid, Turkiye'den Kucuk Talat, Hasan Fehmi, Haci Evliya Efendi, Fevzi Bey ve Bahattin Sakir, Tunus'tan Seyh Salih Tunusi, Seyyid Mehmet Ganimi, Mustafa Sefik Bey, Rusya'dan Abdurresit Ibrahim, Mehmet Begof, Cafer bey (Seyitahmet Kirimer), Emin Kekirof, Haci Mecdi Efendi, Suriye'den Mehmet Ihsan Bey, Bulgaristan'dan Hafiz Sadik, Iran'dan Mirza Huseyin Danis, Haci Musib Efendi ve Seyid Abdusselam katiliyordu. Ittihad-i Selamet-i Islam, Islam Komunterni olusturmaya donuk faaliyetlerin merkeziydi. Berlin'de Sark Kulubu, Roma'da Sark Mazlum Halklari Ittihadi, Ittihad-i Selamet-i Milli'nin yan orgutleriydi. Sark Kulubu Iran komunistlerine ait Azad-i Sark Dergisi'ne kol kanat gerdi. Sark Kulubu Baskani Sekip Arslan'di. Kulub, Misir, Suriye, Hindistan, Afganistan, Turkiye, Azerbaycan, Tunus, Fas, Cezayirli devrimcilerin bulusma yeriydi. Enver, Talat ve Cemal Pasalar ile Bahattin Sakir ve Azmi Bey'in sehit dusmeleriyle Orgut zaafa ugradi. Buna ragmen orgutun 1923'te Berlin, Misir, Tunus, Suriye, Hindistan, Rusya, Ankara, Fas-Cezayir-Tunus'u iceren sekiz birimi vardi. 1924'de Osmanli Imparatorlugu tasfiye edilince Orgutun Turk kanadi dagildi. Ortaya cikan otorite boslugunu bu kez Misir'daki Hizbul Vatani doldurdu.
(…)
TESKILAT’TAN KIMLER GELDI KIMLER GECTI: Libya, Balkanlar ve Birinci Cihan Harbi'nde faal olan Teskilat-i Mahsusa ile iliskili yuzlerce isim var zikrediliyor. Bunlar arasinda Celal Bayar gibi Cumhurbaskanlari, Refik Saydam, Sukru Kaya, Rauf Orbay gibi basbakanlarin yani sira bakanlik yapan Hafiz Mehmet, Kara Kemal, Ihsan Eryavuz, Behic Erkin, Resit Galip Aydin, Ali Cetinkaya, Kazim Ozalp, Suleyman Sefik Pasa, Prof. Fuat Koprulu, Kara Said Pasa, milletvekilleri Fahrettin Erdogan, Mufit Ozdes, Yenibahceli Nail (Kecili), Filibeli Hilmi, Kara Vasif, Fuat Bulca, Tahsin Uzer, Sabit Sagiroglu, Nuri Conker, Ali Fethi Okyar, Halil Turkmen, Memduh Sevket Esendal, Halet Bey, Ubeydullah Efendi, Ismail Canbolat, Emrullah Barkan, Ruseni Barkin da yer aliyor. Izmir'in isgali sirasinda Yunan ordusuna ilk kursunu sikan gazeteci Hasan Tahsin de Teskilat'in fedailerindendi. Toplum Gonulluleri Vakfi Baskani Ibrahim Betil'in dedesi Karakas Ibrahim Bey, 1955'deki meshur 6/7 Eylul Olaylari'nda sivrilen Istanbul Ekspres'in eski sahibi ve milletvekili Mithat Perin'in babasi Celal Perin, Selanik'teki Yeni Asir gazetesinin yazari Kemalettin Iren da Teskilat'a hizmet etti. Esref Bey'in soyledigine gore Teskilat, Musevi Prof. Avram Galanti, Rum doktor Istalyanos ve Ermeni Keseryan Efendi'den comertce istifade etmisti. Teskilat mensubu bir Osmanli subayi olan ve ihanet icine giren Nuri Said Pasa, Irak'ta defalarca Basbakanlik yapti. 1958'deki Irak devriminde kadin kiliginda kacmaya calisirken olduruldu. Esref Bey'le Malta'da birlikte tutsak kaldigi dostlarindan Saad El Zaglul, Ismail Sitki ve Muhammed Mahmut Pasalar, Misir'da Basbakanlik yapti. Seyh Hamed El Basel Misir Islam Ihtilal Komitesi'nde calisti. Zaglul, Mahmut ve Sitki Pasalar Teskilat'in Misir kanadiyla iliskiliydiler. Hidiv yaveri Hasan Husnu Sefik, Ata Husnu Pasa, El Ahram yazari Muhammed'us Sabahi, Emin Attar, Mahcub Sabit ve Mithat Sami Teskilat'in vefakar dostlariydi. Hintli Mevlana Mahmud'ul Hasan ile Teskilat'in Iskenderiye Subesi'ni yoneten Ibrahim Ethem bey de Malta'dadir. Teskilat-i Mahsusa'nin buyukleri arasinda yer alan Seyh Ahmet Sunusi, Kuva-yi Milliye hareketini destekledi. Anadolu'yu gezerek vaazlar verdi. Islam dunyasinin Anadolu hareketine destek vermesi icin calisti. Buyuk Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Pasa, Meclis'te Seyh Sunusi'nin onuruna davet verdi. Ataturk, konusmasinda Seyh'i soyle takdim ediyordu: "Butun alem-i Islam'in hurmet ve muhabbetini hakkiyle kazanmis olan bu tarikati ve onun mumtaz mumessilini, riyasetinde bulundugum Buyuk Millet Meclisi namina hurmetle selamlar ve kendisine davamiza gosterdikleri necip alaka ve bizi bu yolda mucadeleye devam hususunda vaki tesviklerinden dolayi minnetle anariz. Afrika'nin en tabii reisini, en salahiyettar hukumdarini ve bize mazideki emsalsiz mucahedeleriyle rehber olmus Sunusileri de burada kalbimizden gelen en buyuk takdir ve takdis hisleriyle alkislariz." Teskilat-i Mahsusa gelenegine uygun bir ornek, Kibris Turk Mukavemet Teskilati'ydi. Hukumetin, Genelkurmay'in resmi sorumlulugu disinda, ama bilgisi ve destegi dahilinde, 1958'de Ozel Harp Dairesi Baskani Tumg. Danis Karabelen tarafindan kuruldu. TMT'nin Kibris baskani Yarbay Riza Vuruskan'di. Sahte isim ve mesleklerle Kibris'a giden uzman subaylar, Kibrisli Turkleri orgutledi, egitti, silahlandirdi. Teskilat mensuplarinin genel adi "Mucahitler" idi. KKTC eski Cumhurbaskani Rauf Denktas, "TMT'nin 1 numarali mucahidi" sifatiyla teskilata kaydedildi. 3 yilda hucreler halinde 5 bin mucahit egitildi. Riza Vuruskan'in sag kolu olan Denktas, 17 yil varligini surduren TMT'nin mensubuydu. Islam dunyasindan pek cok alim ve aydin, Ittihad-i Islam projesine destek verdi. Teskilat-i Mahsusa'ya kol kanat gerenlerin etnik dagilimi Islam dunyasinin renklerini tasiyordu. Ayni ideal etrafinda toplanan isimler soyleydi: Kanal harekatinda savasan Kurt mucahitlerin komutani Hilmi Musallimi, Tunuslu Seyh Salih Tunusi, Misirli Seyh Abdulaziz Cavis, Lubnanli Durzi Sekip Arslan, Mehmet Akif, Sibiryali Abdulresit Ibrahim, Libyali Seyh Serif Ahmet Sunusi, Hintli Mevlana Berekatullah, Muhammed Ali-Sevket Ali Ebul Said El Arabi, Kurt Seyh Cevad Berzenci'nin damadi Yusuf Setvan, Cezayirli Emir Ali ile Emir Halit. Teskilat-i Mahsusa ile iliskilendirilen bazi isimler: "Besiktas yoneticisi Mehmet Ali Fetgeri, Ataturk'un basyaveri Rusuhi Savasci, Dr. Fuat Sabit Agacik, Seyh Samil'in torunu Sait Samil, Prof. Ismail Hami Danismend, Musir Deli Fuad Pasa, Nuri Killigil ve Halil Kut Pasalar, MAH Baskani Naci Perkel, Genelkurmay Baskani Nafiz Gurman, Alevi Balabanli ve Sadilli asireti reisleri Gul Aga ile Kirmo Yusuf, Prof. Halim Sabit Sibay, Vehip Pasa, Prof. Ali Huseyinzade, Filistinli lider Haci Emin El Huseyni, Suleyman Numan Pasa. Teskilat'in Hindistan'daki etkisini ise Esref Bey soyle ozetliyor: "Hindistan'daki gizli teskilatimiz, buyuk muvaf-fakiyetler kaydetti. Din farki olmaksizin Musluman-Budist-Brahman topluluklarini Mustakil Hindistan ideali etrafina toplayan tesebbusumuze, Gandi, Mevlana Mehmet Ali , Said Han, Mevlana Mahmut Huseyin, Ali Sevket, Muhammed Ali Cinnah, sair Ikbal, Nehru gibi mucahitler toplandi."
(…)
Ve…
Son olarak…
Bu anlamda birkac satir daha…
Teskilat-i Mahsusa’nin “milli sair”i Mehmed Akif Ersoy, “Istiklal Marsi”ni kaleme aldiktan sonra 16 Haziran 1936’da, temenni niyetine sunlari soyler:
“Binbir fecayi karsisinda bunalan ruhlarin istiraplar icinde hal�s dakikalarini bekledigi bir zamanda yazilan o mars, o siir bir daha yazilamaz. Allah bir daha bu millete bir Istiklal Marsi yazdirmasin!
Iste bunun icin hepimize dusen gorev belli!
Icimizdeki “ayrik otlari”na, tum “Ilistirilmis, Devsirilmis Beyaz Yakali” yoneticilere ragmen, yilmadan usanmadan mucadele etmek!
Emanete, canimiz pahasina sahip cikmak!
Bu anlamda bir Cin atasozu soyle der:
“Bir yil sonrasini dusunuyorsan tohum ek, agac dik. On yil sonrasiysa tasarladigin, yuz yil sonraysa dusundugun o zaman milletini egit!”
Imparatorlugun o zor gunlerinde, bugunleri dusunup “Bana ne, bize ne!” demeden, Osmanli cografyasinda “saglam tohumlar eken” tum Atalarimiza, vatanin bolunmez butunlugu icin mucadele eden “Teskilat-i Mahsusa”nin tum vatanperverlerine sukran borcluyuz.
Cunku yeseren filizler, onlarin ektikleri tohumlarin eseri!
BOP operasyonu sirasinda “Uc arti bir”in yani “ABD, Israil, Ingiltere ve Fransa”nin “Operasyonlarimizi bozuyorlar” diye sikayetci oldugu, “teshis edilen ama tespit edilemeyen” buyuk operasyon bozucu guc “Ultra/ustun Turkler”; iste o Turkler’in torunlari!
Kutsal emanet”in yilmaz bekcileri!
Iste atalarimizin ektikleri o tohumlar sayesinde “Buyuk Turk Devleti”, 2000’li yillarda yeniden ayaga kalkiyor!
Uyumaya birakilan buyuk bir devlet, baharla birlikte silkinip, buyuk kis uykusundan uyaniyor!
Sark’tan Garp’a uzanan ufuk cizgisinde “Aslanlar Ordusu” yeniden er meydanina cikiyor.
Zumrud-u Anka” misali “buyuk bir uygarlik” tum engelleme cabalarina ragmen, yeniden kullerinden doguyor.
Ezcumle, bir kisim Bati’da yasanan buyuk korku ve panigin esbab-i mucibesi budur!
Ne Mutlu Turk’um Diyene!”
Hepsi ve daha otesi budur!
Kaynak: Sesar-Hayrullah Mahmud

0 yorum: